WE WILL NOT ABANDON OUR CHILDREN – AND YOU SHOULDN’T EITHER!

“Do not use my child for political gain. Hands off! My child is not a tool to strengthen your position. Their rights must remain outside religious and political agendas. They are just a human being, my most precious one. Defending them is my right, and no one can take that away from me!”

We are parents and allies of LGBTQ+ children, standing together to protect their rights and futures. Our children’s existence, identity, love, and lives are the most precious things to us. When they were born, we vowed to protect them, to love them unconditionally, and to always stand by their side. And today, we reaffirm that promise: We will not abandon our children!

A new legislative proposal set to be discussed in the Turkish Parliament, officially titled “Proposal for Amendments to the Turkish Penal Code and Certain Laws”, directly targets LGBTQ+ individuals and their families. This law aims to:

  • Introduce the term “biological sex” into the law, criminalizing LGBTQ+ existence in public spaces.
  • Make gender transition processes for transgender individuals nearly impossible by imposing severe legal and medical restrictions.
  • Criminalize LGBTQ+ advocacy and restrict civil society organizations supporting LGBTQ+ rights, including family groups.
  • Impose heavy penalties on same-sex couples for holding symbolic wedding or engagement ceremonies.
  • Put parents of LGBTQ+ children at risk by framing support for their children as a punishable offense.

This is not just a legislative amendment; it is an attack on our children’s rights, dreams, and future. It is an attempt to silence families, isolate LGBTQ+ individuals, and erase them from public life.

WHAT DOES THIS MEAN FOR US?

  • Our children’s lives will become even more difficult. Trans youth will struggle to access life-saving medical care. “My daughter is 17. If this law passes, her transition process will be nearly impossible, putting her well-being in danger.”
  • LGBTQ+ visibility will be criminalized. Our children will be forced to hide who they are. “This law legitimizes hate crimes against LGBTQ+ people. How can I, as a parent, accept this?”
  • Support organizations like LISTAG will be targeted. Parents supporting their LGBTQ+ children will be legally silenced. “They want us to abandon our children, but we are here, and we are not going anywhere.”
  • Our children’s safety will be threatened. Discrimination and violence will be further legitimized. “If this law passes, my child—who is already struggling—will be left completely unprotected.”

WHY ARE WE AFRAID?

  • “I fear my child will withdraw even further because they no longer feel safe in their own country.”
  • “If this law passes, my child will have no choice but to leave Turkey. No child should be forced to flee their home just to live freely.”
  • “My child is studying abroad and now fears returning home. Why should they feel exiled from their own country?”

We will not stop defending our children’s rights. They deserve love, security, and freedom—not fear and repression.Staying silent means allowing this law to push them into isolation, and we refuse to let that happen.

OUR CALL TO ACTION

📢 To Lawmakers:“Do not take away our children’s rights. Reject this law!”
📢 To the Public:“Stand with us. LGBTQ+ children and their families need your support!”
📢 To the Media:“Amplify our voices. Share our stories!”
📢 To International Human Rights Advocates & Organizations:“Turkey’s LGBTQ+ community and their families need global solidarity. Raise awareness, share our stories, and pressure policymakers to stop this attack on fundamental human rights!”

No matter what, we will stand by our children.We will not abandon them – and neither should you

Çocuklarımızı Yalnız Bırakmayacağız, Siz de Bırakmayın!

“Çocuğum üzerinden siyaset yapmayın, elinizi çekin! O, sizin elinizi kuvvetlendirecek bir koz değil. Çocuğumun hakları, din ve siyaset oyunlarının dışında kalmalı. O, sadece bir insan, en değerli varlığım. Onu savunmak benim hakkım ve kimse bu hakkımı elimden alamaz!”

Bizler LGBTİ+ çocukları olan anne ve babalarız. Çocuklarımızın varlığı, kimliği, sevgisi ve hayatı bizim için dünyadaki en kıymetli şey. Onlar bu hayata gözlerini açtığında, onları güvende tutmaya, korumaya, sevmeye ve desteklemeye yemin ettik. Ve bugün, bu sözümüzü bir kez daha hatırlatıyoruz: Çocuklarımızı yalnız bırakmayacağız!

TBMM’ye sunulması planlanan “Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi”, LGBTİ+’ları hedef almakla kalmıyor, bizleri – ailelerini – de susturmayı amaçlıyor. Bu yasa tasarısı, “biyolojik cinsiyet” kavramını yasaya ekleyerek LGBTİ+ varoluşunu kamusal alanda suç haline getirmeyi, trans bireylerin cinsiyet uyum sürecini neredeyse imkansız hale getirmeyi ve LGBTİ+ hak savunuculuğunu cezalandırmayı amaçlıyor.

Bizden çocuklarımızın gözlerinin içine bakıp “Seni seviyorum, her zaman yanında olacağım” deme hakkımızı almaya çalışıyorlar. Bunu kabul etmiyoruz. Bu yasa sadece bir düzenleme değil, çocuklarımızın hayatlarını, hayallerini, geleceklerini ellerinden almaya yönelik bir saldırıdır.

Bu Yasa Bizim İçin Ne Anlama Geliyor?

  • Çocuklarımızın hayatı daha da zorlaşacak. Cinsiyet uyum süreci neredeyse imkânsız hale getirilecek. 

“17 yaşında trans bir kızım var. Uyum sürecinin zorlaşması onun hayatını doğrudan tehdit ediyor.”

  • Kamusal alanda LGBTİ+ varoluşu suç sayılacak. Çocuklarımızın kim olduklarını özgürce ifade etmeleri yasaklanacak. 

“Çocuğumun nefret suçuna kurban gitmesi için hukuki bir zemin oluşturuluyor. Bunu nasıl kabul edebilirim?”

  • LGBTİ+ aile grupları, destek dernekleri baskı altına alınacak. Bizlerin bir araya gelmesi bile engellenmeye çalışılacak. 

“Bizden çocuklarımızı yalnız bırakmamızı istiyorlar ama biz buradayız, hiçbir yere gitmiyoruz.”

  • Çocuklarımızın güvenliği tehdit altına girecek. Ayrımcılık ve nefret daha da meşrulaştırılacak. 

“Bu yasa çıkarsa, zaten büyük mücadelelerle ayakta duran çocuklarımız tamamen savunmasız kalacak.”

Anne ve Babalar Olarak Neden Korkuyoruz?

“Çocuğumun güvenliğinin tehlikeye girmesi nedeni ile daha da içine kapanmasından korkuyorum. Şimdi bile toplum içinde rahat hareket edemiyor. Bu yasa onu tamamen görünmez kılacak.”

“Çocuğumun yaşam hakları elimden alınacak. Ben bir anne olarak buna nasıl sessiz kalabilirim?”

“Yurt dışında eğitim gören çocuğum, bu yasa nedeniyle geri dönmekten korkar hale geldi. Kendi ülkesinde barınamayan bir genç olmak zorunda kalmasını istemiyorum.”

Bizler, çocuklarımızı ve onların haklarını savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Çocuklarımız nefreti değil sevgiyi, korkuyu değil güveni hak ediyor. Bu yasaya sessiz kalmak, onların yalnız bırakılması anlamına gelir ve biz buna izin vermeyeceğiz.

Yetkililere Sesleniyoruz!

Milletvekillerine: “Çocuklarımızın hayatını karartmayın, bu yasaya karşı çıkın!”
Kamuoyuna: “Biz çocuklarımız için buradayız. Sesimizi duyun, yanımızda olun!”
Medyaya: “Gerçekleri anlatın, bizleri görünür kılın!”Koşullar ne olursa olsun çocuklarımızın yanında duracağız.Çocuklarımızı yalnız bırakmayacağız, siz de bırakmayın!

Akdeniz Antalya Aile Grubu

GALADER- Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği

İzmir LGBTİ+ Aileleri Grubu

LİSTAG- LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Derneği

2021 Onur Haftası’nda LİSTAG

2021 Onur Haftası’na yönelik çalışmalarımızın ilklerini hafta başında sizlerle paylaşmak istedik. Yeni haberler geldikçe listemizi de güncelleyeğiz.

Hepimizin Onur Haftası Kutlu Olsun 🏳️‍🌈

 – Onur Haftasına yönetmen Aykut Atasay’ın hazırladığı, Türkiye’nin farklı illerinden LGBTI+ anne ve babalarının katıldığı “Gökkuşağı Ebeveynleri” videomuzla başladık, videoya aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
YOUTUBE

– 21 Haziran 2021 Ünsal Ünlü, programında LİSTAG’a da yer ayırdı:
YOUTUBE

– Ayşe Çavdar ve Aysuda Kölemen, 23 Haziran 2021 tarihli Medyascope’taki  programlarında LİSTAG’dan hareketle başka bir aileyi mümkün kılmanın yollarından detaylıca söz ettiler.
YOUTUBE

“2021 Onur Haftası’nda LİSTAG” yazısını okumaya devam edin

BOOK REVIEW: OUR CHILDREN, A GUIDE FOR FAMILIES AND RELATIVES

KAYNAK: LGBTINEWSTURKEY.COM

“Our Children, A Guide for Families and Relatives” (Çocuklarımız, Aile ve Yakınlar için bir Rehber) is a booklet designed for LGBTI+ parents and relatives. The booklet is published by LISTAG (Families and Relatives of Gay, Lesbian, Bisexual, Trans and Intersex Individuals) in collaboration with LGBTI+ family groups from different cities around Turkey serves as an invaluable resource for parents and relatives of LGBTI+ children and youth. In the preface it reads that the purpose of the booklet is to share knowledge gained by the common experiences of families of gay, lesbian, bisexual and trans individuals, and provide families with less or little experience with information and help raise their awarenesse. Included in the preface is an important note on the fact that the feelings and thoughts many LGBTI+ families initially experience when their children come out to them are similar and that knowing they are not alone is in itself comforting.

What makes this resource booklet a powerful read is that it also includes extracts from the book, “Stories Under the Rainbow” (Gökkuşagından Hikayeler), a compilation of real life stories from the families of LGBTI+ individuals. These accounts, distributed throughout the booklet, are the voices of parents of LGBTI+ children and youth relaying their own struggles, challenges, and experiences. Perhaps these narratives effectively echo similar sentiments to the parents reading “Our Children”, reassuring them that their experience is not unique to them.

The booklet provides definitions for core LGBTI+ terminology such as for gender identity and sexual orientation; information and suggestions for parents on ways to cope with their own feelings; information about the coming out process as LGB and how best to support LGBTI+ individuals and the coming out process of trans children and youth, and what the transition process in Turkey entails. It also contains information about LISTAG and the work it does to support families and raise awareness about LGBTI+ discrimination and rights.  

Stressing the importance of carving space and time for reflection to process feelings and thoughts, the booklet notes that many parents may neglect the fact that they too need support, and encourages parents to also tend to their own feelings while supporting their child.

One main suggestion the booklet provides to parents is to operate from a place of love despite wherever they may be in their own acceptance process and that a great way to find solidarity is to get in touch with LGBTI+ family groups. In the afterword, a parent encourages other parents to confront their own fears together with their children and to be open to learning about other lives without judgement and adds, “Let’s try to really understand and let’s not leave our children alone on this challenging journey.”

For a parent whose child may have recently come out to them as LGBTI+ and who may lack knowledge on the topic, finding access to information and guidance on LGBTI+ topics in Turkish might be a challenging endeavor. Providing parents with a good starting point, this is an impactful resource that will serve this gap and help many families better understand and support their LGBTI+ child. It is not difficult to imagine the positive impact “Our Children” will have on many families. With its clear explanations, suggestions and the narratives from experienced parents, “Our Children” makes a great gift to all parents of LGBTI+ children and youth.

Review by Lukka Alp Akarçay for LGBTI News Turkey

LİSTAG annelerinden Züleyha ve kızı Çağla’nın hikayesi Deutsche Welle Türkçe’de

Trans kadın Çağla ve annesi Züleyha, yan yana duran ve birbirinden güç alan nadir anne-kızlardan… Bu sene 10. yılını kutlayan LİSTAG (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks Aileleri ve Yakınları Grubu) üyesi anne-kız, yaşadıklarını DW Türkçe ile paylaştı…

“GÖKKUŞAĞINDAN HİKAYELER” OKUMA TİYATROSU

Çocukları LGBTİ+ (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks) olan bir grup anne babanın, 2008 yılında kurduğu LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları GrubuLİSTAG, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nde, İstanbul Hollanda Başkonsolosluğu’nda, 10’uncu yılını kutladı. Türkiye’nin farklı illerindeki LGBTİ+ ailelerinin gerçek yaşam öykülerinden derlenen “Gökkuşağından Hikayeler” kitabından bölümlerin okunduğu okuma tiyatrosu büyük ilgi gördü.

Okuma.png

Ayta Sözeri, Ayça Damgacı, Haydar Köyel, Melis Öz ve Seyhan Arman gibi sanatçıların desteğiyle düzenlenen okuma tiyatrosu geniş bir katılımcı kitlesi tarafından beğeniyle izlendi.

BİR HİKAYE BİR İNSANI, BİR İNSAN HEPİMİZİ DEĞİŞTİRİR”

10’uncu yıl etkinliğinin açılış konuşmasını kitabın derleyicilerinden Yasemin Zeynep Başaran yaptı. Etkileyici, güçlü ve samimi hikayelerin yer aldığı kitabın sadece LGBTİ+ ailelerine değil toplumun her kesimine ulaşmasını arzuladıklarını söyleyen Başaran, “Gökkuşağından Hikayeler, çocuklarını gerçekten sevmenin onları anlamaktan geçtiğini bilen, anlamak için gereken uzun ve yorucu yolu kat edebilme cesaretine sahip, başta kendi önyargıları olmak üzere karşılaştıkları birçok zorluğu geride bırakmaya çalışırken öğrenmeyi sürdüren ebeveynlerin yolculuğunu gözler önüne seriyor” dedi.

Etkinlikte  “Bir hikaye bir insanı, bir insan hepimizi değiştirir” çağrısı yapan LİSTAG’lı aileler, herkesi LGBTİ+ ailelerinin dönüştürücü güce sahip hikayelerini okuma tiyatroları düzenleyerek paylaşmaya davet ediyor.

LİSTAG LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Grubu, Ankara Gökkuşağı Aile Grubu, Denizli LGBTİ+ Aileleri Grubu ve İzmir LGBTİ+ Bireyleri Aile Grubu’ndan yaklaşık 30 anne ve babanın gerçek yaşam öykülerinin yer aldığı kitabın önsözünü, “Hikaye Anlatıcığı” eğitimlerini gerçekleştiren Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Görevlisi Şeyda Taluk kaleme aldı. Taluk önsözde şu cümlelerle duygularını aktardı: “Çocukları, torunları, kardeşleri için tüm bir toplumu karşılarına almaktan çekinmeyen harika insanları tanıma şansına eriştim. Sanki bir film sahnesinden kopup gelmiş̧ gibiydiler; beni yaşamımın sonuna kadar yetecek sevgiye boğdular.”

KİTABIN KÜNYESİ

Derleme / Düzenleme

Yasemin Zeynep Başaran, Hülya Sungu

Grafik Tasarım

Barış Zerey

Hikaye Kayıtları

Yusuf Bahar, Ali Çakır, Kenan Özcan, Murat Yıldırım, Şebnem Vitrinel

Baskı ve Cilt

Punto Baskı Çözümleri

Birinci Baskı

Ekim 2018

Hollanda Dışişleri Bakanlığı’nın İnsan Hakları Programı tarafından desteklenen, “Empowerment of Parents of LGBTIs in Turkey with Human Rights & Story Telling Trainings and Group Therapies” isimli proje kapsamında düzenlenen “Hikaye Anlatıcılığı” eğitimleri kapsamında derlenen hikayelerden oluşmaktadır.

Copyright ©
Katadrom Kültür Sanat ve Sosyal Politikalar Derneği

http://www.katadromart.com

LİSTAG Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks Bireylerin Aileleri ve Yakınları Grubu

http://www.listag.org

Gökkuşağından Hikayeler” kitabına <info@listag.org> adresine e-mail yollayarak ulaşmak mümkün.

2018 ONUR HAFTASI ve YÜRÜYÜŞÜ

16.sını düzenlemekte olduğumuz Onur Yürüyüşü bu sene üçüncü kez İstanbul Valiliği tarafından yasaklandı.

Bizler, Taksim’deydik, sınırları aşmak konusunda kararlıydık, biz hiçbir yere gitmedik. 26. Onur haftamız hepimize kutlu ve mutlu olsun.

Bir hikaye bir insani, bir insan hepimizi değiştirir.
Onur Haftası boyunca her gün bir hikaye. 

 

 

Invitation to the European Network of Parents of LGBTQI People (ENP)

14633693_10154483672291970_6844024356175974690_o

Dear Members of the Groups/Organisations of Parents of LGBTQIs in Europe,

We plan to unite organisations and individual activists who affiliate/associate themselves as parents of LGBTQIs in Europe, namely “Proud parents who can say YES! I have an LGBTQI child or are on the way!”

On behalf of the network I encourage you and your organization to accept our invitation and look forward to your response.

Please kindly find attached a chronological account of how this came about and our milestones.

You may contact me at your convenience if you need any further details to help you communicate this invitation to your colleagues.

Best Regards,

H.Metehan Ozkan (LISTAG)

On behalf of ENP Constituent Board


You can find below the links to join our network:

Facebook:

https://www.facebook.com/groups/465706283581898/edit/

Google Groups:

european-network-of-parents-of-lgbti@googlegroups.com

We would very much appreciate if would follow us on Facebook and be part of our google mailing group at this stage.


European Network of Parents of LGBTQI People (ENP)

In April 2015 in Kiev (Ukraine), we have adopted a resolution to help the establishment of a European Parents Network during the first international conference for parents of LGBTQIs – Our Families: Ways of Understanding, Acceptance and Support – and handed it over to the programme director of ILGA-EUROPE

In June 2015 in Warsaw (Poland), we have presented our ideas on the European Network of Parents at the international conference “Parents of LGBTQI Persons – Constant Dropping Wears Away a Stone”

Between 28 and 31 October 2015, the 19th Annual Conference of ILGA-Europe (the European Region of the International Lesbian, Gay, Bisexual, Trans and Intersex Association) took place in Athens, Greece, under the theme “Many Voices, One Movement – Together, mobilized for a just society”.

The objective of the annual conference in Athens was to bring together activists, policy makers, representatives of institutions and other allies in order to discuss current developments across the continent, to learn and share experiences and knowledge, to strategize and to plan joint work.

Since the parents of LGBTQIs are recognised as the strongest allies in the field of advocating for human rights and equality for LGBTQI people, for this conference in Athens ILGA also invited representatives from organisations formed by the parents of LGBTQIs, working in various countries.

During the conference it was decided that the Parents of LGBTQIs should form an independent European Network to strengthen the local efforts of the various groups working at a national or regional level. During the ILGA conference, the participants deliberated many questions, including:

When we talk of mobilisation, how can we make sure that our work truly benefits from and promotes the rich diversity of our communities? If we truly want to instigate successful change, we need to make sure that all people are included and all our needs are addressed.

What are the best ways to engage with our new allies in this context? What are our commonalities?

In May 2016, following up from the conference in Athens representatives from the organisations of Parents of LGBTQI People were invited by ILGA to meet at the HQ in Brussels.The meeting gathered representatives from 9 different organisations throughout Europe, to exchange experiences of the work and to identify the initial establishment of a European Network of Parents of LGBTQI organisations and initiatives.

During this meeting a number of decisions were taken including:

(1) Defining our Vision Statement created from contributions from the participants.

The vision of the European Network of Parents of LGBTQI people is a world of equal opportunities, where sexual orientations, gender identities and gender expressions are secured, respected and affirmed.


Defining our Mission:

We are the European Network of Parents of LGBTQI people – ENP.  Our mission is to unite the national organisations and initiatives of Parents of LGBTQI people at the European level; to be a voice for LGBTQI people’s dignity and equality and to empower initiative groups and organisations of parents of LGBTQI to become a voice for equality for LGBTQI people

(2) Established the first core group to work together to officially set up the network.

(3) Share the outcomes from this meeting with other parents organisations as part of the invitation to develop the Network

In October 2016 a small group of us were invited to attend the ILGA Europe annual conference in Cyprus. Naturally we took the opportunity to promote the ENP and were encouraged to keep up the effort by the positive response from the various representatives attending the conference.

In November 2016 the core team has been invited to participate in a parents conference organized by Parents’ initiative TERGO and will take the opportunity to work on the preparations for the launch meeting in Malta scheduled for the 22nd of February 2017.

Çocuğum Hayatımı Değiştirdi

Ben bir trans erkek annesiyim. Çocuğum 23 yaşında üniversite son sınıf öğrencisi. Üç yıl önce çocuğum bana : ‘Anne artık gerçeği gör ben aslında kız değil bir erkeğim dediğinde’ dünyam başıma yıkıldı, şok oldum, ne yapacağımı çocuğuma ne diyeceğimi bilemedim. Olamaz sen bir kız çocuğu olarak doğdun, her şeyin bütün organların tamamen kadın organı, yaratan kusursuz yaratmış, bunu sen nasıl değiştireceksin desem de çocuğum kararlı görünüyordu. Ne desem farklı bir savunmaya geçiyordu. Anne ben İstanbul Çapa Tıp Fakültesi’nde terapiye başladım, yedi ay sonra hormona başlayacağım, arkasından göğüslerimi aldıracağım, yok rahim ameliyatı olacağım, yok penis taktıracağım, sıraya koymuş, her şey bu kadar basitmiş gibi..
O anda dünyadan yok olmak istedim, evden bir iki saat uzaklaştım, gittim bir parkta oturdum. Gözlerimden yaşlar sel gibi akıyor, bir türlü sakin düşünemiyordum. Başımıza gelen neydi, nerde bir yanlış yapmış, çocuğumu iyi yetiştirememiştim. Aklıma intihar etmek bile geldi. Ben yaşamamalıydım çocuğumun çöküşünü görmemek için bu dünyadan yok olup gitmeliydim. Bir taraftan ben ölüp gidersem yavrum bensiz ne yapar, daha eline ekmeğini almadı, okumalıydı, iyi bir meslek sahibi olmalı ki ayakları yere sağlam basabilsin diye düşünüyordum. O kadar gel gitler yaşadım ki anlatacak kelimeler bulamıyorum. Babasıyla konuşmak için eve döndüm, ben gelene kadar onunla da konuşmuştu çocuğum. Babası bana sakin ol psikolog buluruz, kafası karışmış, tedavisi vardır mutlaka dedi…
Çocuğumu büyütürken hep bir terslik vardı. Ben bunu neden görememiştim, kendimi bu konuda çok suçluyorum. Yedi çocuklu bir ailenin en büyük çocuğuyum, Bartın‘da doğdum, 15 yaşından beri İstanbul’da yaşamaktayım. 55 yaşındayım, babam çok erken vefat etti. Ben maddi manevi kardeşlerimden sorumluydum. Hem çalıştım hem ortaokulu hem liseyi dışarıdan bitirdim. Gazete ve kitap okurum. Haberleri mümkün olduğu kadar kaçırmam. Yani şunu vurgulamak istiyorum ben Anadolu’nun ücra köşesinde yaşamıyorum. Dünyada neler olur hep bilgi edinmeye çalışırım. Bülent Ersoy örneği hiç mi dikkatimi çekmedi. Galiba bu vb. konular insanın başına gelmeyince ilgi alanına girmiyor…
Çocuğum büyürken hiçbir zaman kız çocuğu gibi davranmadı. Hep bir erkek çocuğu gibi büyüdü. Ben yıllarca kuaförlük yaptım. Benim çocuğum hiç bana gelip bir gün saçını yaptırmadı. Bir kere kaşını, vücut kıllarını almadı, aldırmadı. Hep ben kıllarımı çok seviyorum derdi. Hep erkek ayakkabısı giyerdi. Babasının kıyafetlerini giyerdi cogu zaman. Yazlık komşularım bana kızarlardı; ‘kızına güzel kıyafetler alsana, çok güzel kızın var, Beymen’den giydir çok yakıştığını görecek o zaman kız çocuğu gibi giyinecektir der’ takılırlardı. Keşke bu kadar basit olsaydi…
Lisedeyken bir gün öğretmenler beni okula çağırdılar. Bana, çocuğumun kızdan çok erkek gibi davrandığını, onu doktora götürmemizin uygun olacagini soylediler. Ben de zaten vücudu aşırı kıllı o yüzden götürmek istiyordum. Onu bahane ederek, iyi bir hastanede, kadın doğum uzmanı ve hormon doktoru buldum. Kontroller ve bir sürü tahliller yapıldı. Tabi ben onlar bu çocuk hep erkek gibi giyiniyor hep şapka takıyor, öğretmenlerden eleştiri aliyorum, neden kız gibi değil benim çocuğum dedim. Doktorlar hormonlarindaki erkeklik ve kadınlık hormonu aynı seviyede olduğunu, ilerde kadınlık hormonun yükselecegini soylediler. Ben de, Allah biliyor ya hiç bu konuyu, yani kadınlık hormonu erkeklik hormonu nedir ne değildir hangisi yüksek olursa kendini öyle hissedersin bilmiyordum. Kadınsan kadın, erkeksen erkeksindir. Ancak çocuk sahibi olamazsan hormonlara bakılır olarak bilirdim. Beynini ne yönde çalıştırırsan o yönde hormon yükselirmis, bunu bilmiyordum.
Çocuğunu kız olarak doğuruyorsun ama içinde erkek yaşıyormuş. Alışık olmadığın bir durumla karşı karşıyasın. Ben şimdi hem çocuğuma, hem de topluma karşı ne yapmaliydim. Okuldaki durumunu öğrenmek için çocuğumun okumakta olduğu üniversiteye gittim. Bölüm başkanı, çocuğunuz buradaki çocukların çoğundan daha saygılı, çok iyi bir çocuk yetiştirmişiniz dedi. Ben gözyaşları içinde çocuğumun durumunu anlattım, bayılma noktasındaydım. Benim gözyaşlarıma dayanamayan bolum başkanı, psikologlarını arayarak konuşmaya çağırdı. Psikolog böyle çocukların çok olduğunu, Anadolu’nun her yerinden çapa tıp fakültesine terapiye geldiklerini söyleyerek beni CETAD’a (Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği) yönlendirdi.
CETAD benim gibi çocukları olan ailelerin gittiği bir yerdi. Psikiyatr Dr. Nesrin Yetkin ve Psikiyatr Dr. Seven Kaptan, bu hormonal, genetik ya da ruhsal bir bozukluk mu? Geçici bir ergenlik problemi mi? Bu bir hastalık mı? Bunu tercih mi ediyor, neden tercih ediyor? Arkadaşlarının etkisiyle mi böyle oldu? Anne baba olarak ihmalkâr ebeveynler miydik? Küçükken birinin tacizine mi maruz kaldı ya da başına kötü bir şey mi geldi? gibi konularda bizi bilgilendirdiler.
Uzmanlardan destek alarak bilgilendim, sorularıma cevaplar buldum. Orada çok güçlü, bana kucak açip destek olan, çok candan yedi, sekiz aile vardı. Onların güçlü duruşu bana da güç verdi. El alem ne der korkusunu ve endişesini zamanla aşıp çocuklarımızı koşulsuz sevmeyi öğrendim. En önemlisi insanın kızı ya da oğlu olmuyormuş çocuğu oluyormuş onu öğrendim… LİSTAG(Lambda İstanbul Aile Grubu)’taki arkadaşlar, Günseli Dum, Sema Yakar, Pınar Özer, Hakan Yakar, Ömer Ceylan, Şule Ceylan, Zeki Yalçınoğlu, Nilgün Yalçınoğlu, hepsi bana kucak açtılar çok yardımcı oldular. Hepsine ayrı ayrı sonsuz teşekkür ederim. CETAD çok önemli bir kurum, gönüllü psikiyatr doktorların toplumu bilgilendirmeleri açısından çok faydalı buluyorum iyi ki böyle bir kuruma rastladım, şükranlarımı sunuyorum…
Şimdi, ben de onlar gibi, bu acımasız toplum çocuklarımızı hırpalamasın diye mücadeleyi seçtim. Benim gibi çocuklarını öğrenmiş, ebeveynler için Listag’tayim. Benim çocuğum gibi olan çocuklar için görünür olmayı sectim. Toplumda farkındalık yaratmak için mücadelede ben de varım. Benim çocuğumu ilk önce ailem dışladı. Bu bana çok acı verdi, canım yandı. Benim canım evladım gözünün içine bakmaya kıyamadığım evladım, zaten uzun yıllar tek başına acı çekmiş, o yaşına kadar bendeki farklı durum nedir diye kendini sorgulamış. Ne olduğunu anladığında biz ona kız gibi davran dedikçe bizden onu sokağa atarız diye korkmuş. Neden sokağa atılma korkusu yaşadığını sordugumda, kendi durumunda olan bir suru cocugun aileleri tarafindan sokaga atildigini soyledi. Ne acıdır ki, cinsel yönelimleri yüzünden sokaga atılan çocukları ben de yeni öğrenmiş bulunuyordum. Bir anne, baba çocuğunu sokaga atarsa toplum nasıl kabul etsin? Ailelerin çocuklarının yanında yer alması şart, bizler ne kadar çocuklarımızın yanında dik durur, görünür olursak toplum da farklılığa alışacaktır.

Yorgun Ama Mutlu Son

Benim ve kızımın hikâyesini 2009 yılında yazmıştım ve sizlerle paylaşmıştım.

O yazımda kabullenişimden, şoklarımdan, küçük bebeğimi nasıl büyüteceğimden, endişelerimden ve kaygılarımdan söz etmiştim. Sonraki süreçleri ve mutlu son’a gelene kadar kızım ve ben başka bir süreçten daha geçtik.

Bu süreci ve tecrübelerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum. Biliyorsunuz LİSTAG’ın (LGBTT Aileleri İstanbul Grubu) misyonu çocuğu veya yakını LGBTT olan bireyi anlamak, onu koşulsuz sarmalamak, bilgilenmek ve AİLE’yi yapıcı bir çatı altında toplamak. Çocuklarımızın üretken ve sağlıklı olmasına çalışmak.

Biliyoruz ki cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim kişiliğin en detay kısmı. Bizi biz yapan nice özelliklerimiz var, tıpkı bizi biz yapanın sadece heteroseksüel olmamız olmadığı gibi. Her birimizin kaşı, gözü farklı ya da eksikleri, fazlalıkları var. Çocuklarımızı biz dünyaya getirdik, onları anlamak, en iyi şekilde yetiştirmek ve koşulsuz sevmek bizim sorumluluğumuz. Yani, biz EBEVEYNLERİN görevi. Çocuklarımız bize “ben transım ya da ben eşcinselim” dediğinde “ELALEM NE DER?” sorusu beyine giden ilk iletidir. Bu ileti ebeveynin en sancılı sürecidir çünkü bizler hep “elâlem ne der?” ile yaşadığımız için, sancılar ve sıkıntılar yaşarız ve yaşatırız. Gerçekten translığın ve eşcinselliğin bir var oluş şekli olduğunu bilsek, sapıklık olmadığını, özenmek olmadığını bilsek ve bu konularla ilgili bilgi sahibi olsak kimseye cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimi ne olursa olsun şiddet uygulamayız. Uygulatmayız.

Çocuklarımızı sokağa atmak değil, kaçmak değil, böyle bir şeyi yok saymak değil, itmek değil, aşağılamak değil, uyuşturucunun kollarına atmak değil, öldürmek değil, intihar etmelerine yol açmak değil. Birey iç huzursuzluğu çekerken ailelerine, çevrelerine, okullarına, işlerine, sosyal yaşamlarına adapte olmaya çalışırken trans bir bebeğe nasıl destek olunur? Sosyalleşmesine nasıl yardımcı olunur? Trans bebeğin kendisini sevmesi için, öfkesiz, huzurlu ve üretken bir birey olabilmesi için nasıl destek olunur? Huzursuz, bastırılmış bir birey toplumda çok tehlike yaratmaz mı?

Ötekileştiren, küçümseyen kişi ve kurumlara(aile çevresi, okul, adliye, hastane, yaşanan semt, iş, kafe, sinema, vs) karşı nasıl ayakta durulur? Trans bebeğimiz tüm bunlara karşı nasıl ayakta tutulur? AİLE denen en kutsal kurum nasıl dağıtılmaz, nasıl yok edilmez bunun gayreti içinde olmak gerekiyor.

Kızım bana açıldıktan sonra üniversiteyi kazandı. Halen hiç sınıfta kalmadan okuyor. Okulda onu ötelemeyen arkadaşları olduğu gibi onu zaman zaman kıran, boynunu büktüren, ağlatan arkadaşları da oldu. Burada önemli olan kendiyle barışık olmasıydı. Ona o gücü, kuvveti biz ebeveynler verebiliriz. Yanlarında olduğumuzu bilmelerini sağlayıp, onlara herkesin zaman zaman birileri tarafından üzüldüğünü anlatabiliriz. Ben bebeğime bunu anlatmaya çalıştım, kendini sevmesi için var gücümle destek verdim.

Tıbbi uyum süreci bittiğinde, hukuki süreci başladı. İsim değişikliği ve ameliyat olabilmesi için kanunda yazan şartları yerine getirdik. Bu süreçlerle tek tek ben ilgilendim. Hep ben kızımın önünde oldum. Bir evrak uzatılırken “benim kızım transseksüel, ben annesiyim” dedim, hastane işlemlerinde doktorlara “kızım transseksüel ben annesiyim” dedim. Bilmenizi isterim ki her zaman, her yerde (okul hariç) kızımın önünde oldum. Kimseden ötekileştirilme yaşamadım, benimle olduğunda kızım da yaşamadı. Ben evladımla gurur duydum, bana yalan söylemedi aksine benden yardım istemişti. Yardım ettim, ediyorum, edeceğim. Hiçbir zaman “ELALEM NE DER?” iletisini beynime göndermedim. Hep çocuğuma ve onun geleceğine ne kadar ve nasıl yardım yapabilirim diye çalıştım, çalışıyorum.

Mahkemeden cinsiyet değiştirme iznini aldıktan sonra cinsiyet değişikliği ameliyatını yapacak olan doktorumuzdan randevu aldık. Uzun uzadıya konuştuk. Kızım babasıyla görüştü. Babası maddi yardım yapacağını söyleyince bebeğim çok sevindi. Artık bedeni ve ruhu birbirine tamamen uyacaktı.

Ben de onun kadar sevinçli ve heyecanlıydım çünkü 2006’dan 2011’e kadar uzun bir hamilelik dönemi yaşadım. Derken ameliyat günü geldi; çok enteresandı, tıpkı biyolojik doğuma gider gibiydim. Kızımın bavulunu sevinçle hazırladım; her şey pembeydi. Geceliği, yatak takımı, çoraplarına kadar pembe yaptım. Öyle öğrendik biz, kız olunca PEMBE erkek olunca MAVİ. Odasını balonlarla süslettim, kapısını pembe kurdelelerle süsledik, Mersin’den can arkadaşım kızı ve eşiyle birlikte doğumdan sonra dağıtılmak üzere pembe bebek şekeri yaptırıp yolladılar. Çok ritüel yapmak istiyordum, kızım ve ben bunu hak etmiştik.

Geldiler, kızımı aldılar ve ameliyathaneye indirdiler. Kızım odasına gelene kadar, sabahın ilk saatlerinde LİSTAG, aile bireyleri ve gençler her zaman olduğu gibi yanımdaydılar. İstanbul’da olmayanlar da Amerika’dan, yazlıklarından, tatillerinden devamlı aradılar. Ben gerçekten de doğum yapıyor gibiydim. Çok heyecanlandım, endişelendim. Bir an önce sağlıklı bir şekilde odasına gelmesini bekledim. Kızımı asansörden aldığımda ayaklarım tutmuyordu. Bebeğim içsel olarak çok yorulmuştu, artık huzura kavuşacaktı. Ben de karnesinin yanında takdirname alan bir öğrenci gibi mutlu ve aynı zamanda yeni doğum yapmış bir kadın gibi yorgun bir haldeydim. Kısa bir süre içinde her şey bitti iyileştik.

Kızıma destek vererek ben ne kazandım? EVLADIMI. Kızım ne kazandı? Hayatını, sağlığını, huzuru… Kısaca, istediği gibi yaşam hakkını kazandı.

Ben tek başıma koşturdum ama görünmeyen kahramanlar vardı arkamda.

Önce, Anne ve Babamın ellerinden öpüyorum. Onların sayesinde ailenin çok önemli olduğunu, çocukları için her türlü zorlukları başarabilmeyi, bilgiye açık olmayı, ben bilmiyorum demeyi, dürüst olmayı, yalan söylememeyi, kimseyi kandırmamayı, yıkıcı değil yapıcı olmanın duyarlılığını öğrendim. Şu an babam 78 yaşında annem 71 yaşındalar. İlk süreçlerde annem ve babam da zor zamanlar geçirdiler, devamlı bilgilenmek istediler. Babam torununun isim değiştirme davasında şahit olarak bulundu. Ayrıca kardeşim, eşi, yakın akrabalarım, semtimdeki canım komşularım çok duyarlı ve saygılı davrandılar. Bizi hiç incitmediler.

Diğer ailem LİSTAG EBEVEYNLERİNDEN de destek aldım. Aynı duyguları yaşadığımız için devamlı birbirimize destek veriyoruz, moral veriyoruz, birbirimizi ayağa kaldırıyoruz. Böylece çocuklarımıza daha iyi destek verebiliyoruz.

Tıbbi süreçte bize verdikleri destekleri için, Çapa Tıp Fakültesi Psikiyatrı Bölüm Başkanı Sn. Prof. Dr. Şahika Yüksel’e, CETAD’dan Dr. Nesrin Yetkin’e, Dr. Seven Kaptan’a, Sn. Dr. Harun Özkan’a ve Sn. Dr. Zeki ve Nilgün Yalçınoğlu’na Saygılar ve Sevgiler sunarım.

Sağlıklı olduğum müddetçe, her zaman çocuğu ya da yakını LGBTT bireyi olan siz Ebeveynlere gönüllü olarak yardım edebileceğimi, deneyimlerimden paylaşım yapabileceğimi, zaman ayırabileceğimi bilmenizi isterim.

Hiç kimse BENİM BAŞIMA GELMEZ demesin, ben de kızım olacağını bilmeyen bir anneydim. Her şey bizim için.

Sevgiyle kalın,

Pınar Anne