LİSTAG

Üç kılavuz kitabımız çıktı

LİSTAG; farkındalık atölyeleri kolaylaştırıcılığı, danışma hattı kılavuzu ve medya stratejisi kılavuzlarını yayınladı.

Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks + Aileleri Derneği (LİSTAG), LGBTİ+’ların aileleri ve yakınları için üç ayrı kılavuz çıkardı.

Pandemi döneminde Ankara GALADER, Antalya, Denizli, İstanbul ve İzmir aile gruplarından katılımcılarla çeşitli çevrimiçi atölyelerde bir araya gelen LİSTAG; bu atölyelerde ortaya çıkan ihtiyaçlara cevap vermek için İsveç İstanbul Başkonsolosluğu Türk İsveç İşbirliği Bölümü desteğiyle üç kılavuz yayımlandı.

Matbu ve dijital olarak yayınlanan kılavuzlar şöyle:

*LGBTİ+ İnsan Hakları Farkındalık Atölyeleri Kolaylaştırıcı Kılavuzu

*LGBTİ+ Aileleri için Danışma Hattı Kılavuzu

*LGBTİ+ Aileleri için Medya ve İletişim Stratejisi Kılavuzu

Yayınların matbu ve dijital hallerine ulaşmak için info@listag.org adresine mail atabilirsiniz.

“Kendimi Bildim Bileli” kitabımız Gökkuşağı Bülteni’nde

LGBTI+ların çocukluk ve gençlik hikayelerini anlattığı “Kendimi Bildim Bileli” kitabımız Medyascope / Gökkuşağı Bülteni’nde (27 Subat 2021)

Tekzip: Haber bülteninde “İsmail Karacaoğlu”na ait olduğu belirtilen “Ben de Onlar Gibiyim” adlı hikaye Ismail Alacaoğlu’na aittir. Soyadının “Karacaoğlu” olarak belirtilmesi kitabimizin hazırlanması sırasında yapılan editöryel bir hatadan kaynaklanmaktadır. Kendisinden özür dileriz.

Eda Tanış

Tamer: “Biz annelerin içinden aktivistler çıktı”

LİSTAG annelerinden avukat Tülay Savaş ve Neşe Tamer Medyascope.tv’nin özel yayınında Edanur Tanış’ın konuğu oldu. Haberin tamamına ulaşmak için TIKLAYIN.

Çocuğu Boğaziçi  Üniversitesi’nde öğrencisi olan avukat Tülay Savaş,

“Kızım da Boğaziçi eylemlerinde olduğu için duruşmalarımı ona göre hazırlamaya çalışıyorum. Gözaltına alınırsa yanında gidebilmek için. Bu ülkede ruh sağlığınızı korumak için bazı şeyleri görmezden gelmek gerekiyor. Homofobik söylemleri kendi adıma kale almamaya çalışarak mücadele ediyorum” .

Çocuğu Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olan Neşe Tamer,

 “Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyum atanması LGBTİ+’lar üzerinden değersizleştirilmeye çalışılıyor” dedi. LGBTİ+ haklarının insan hakları olduğunu söyleyen Tamer, “Biz annelerin içinden aktivistler çıktı” diye devam etti.  Aile birliğini sadece heteroseksüel çocukları olan annelerin sağlayıp sağlamadığını soran Tamer, “LGBTİ+ çocukları olan aileler olarak, çocuklarımızı cinsiyet kimliklerinden ve cinsel yönelimlerinden bağımsız olarak varlıklarını seviyoruz” 

Züleyha Baransel Gökkuşağı Bülteni’nde

LİSTAG’dan Züleyha Baransel, Medyascope / Gökkuşağı Bülteni’nde Edanur Tanış’ın konuğu oldu. Boğaziçi Üniversitesi eylemleri sonrasında LGBTİ+’lara karşı artan hedef gösterme ve nefret söylemlerinin LGBTİ+ yakını ailelerini nasıl etkilediğini anlattı. Aşağıdaki butona tıklayarak yayını izleyebilirsiniz.

Eda Tanış Medyascope

LGBTİ+ aileleri: ‘Çocuklarımızın hedef haline getirilmesinden dolayı endişeliyiz’ (EuroNews haberi)

EuroNews’taki haber ve video haber için tıklayınız

Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ve öğretim görevlileri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Prof. Dr. Melih Bulu’yu Boğaziçi Üniversitesi’ne kararname ile rektör olarak atamasıyla ilgili eylemlerini sürdürüyor.

Protestolar kapsamında geçtiğimiz cuma günü açık hava sergisinde Kabe figürü etrafına LGTBİ+ bayraklarının olduğu görsele gelen tepkiler, LGTBİ+ bireyleri hedef alan bir kampanyaya dönüştü.

Kızı Boğaziçi Üniversitesi’nde eğitim alan Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks + Aileleri ve Yakınları Derneği gönüllüsü Tülay Savaş bu durumdan ötürü şimdilerde endişe içinde.

Bu zamana kadar kızının Boğaziçi Üniversitesi’nde eğitim almasından dolayı mutluluk duyduğunu söyleyen Savaş, artık hiçbir yerin kızı için güvenli olmadığını düşünüyor.

Euronews’e konuşan anne Savaş, LGTBİ+ bireyler üzerinden üniversitedeki eylemi ötekileştirilmeye ve itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını düşünüyor.

Boğaziçi Üniversitesi’nde eğitim alan kızının eyleme giderken GBT yapan polisler tarafından ”Neden o eyleme gidiyorsunuz, orada sapkınlar var” gibi bir soruya maruz kaldığını söyleyen Tülay Savaş, tepkinin kurumsallaştığına dikkat çekiyor.

”Orada bir sanat eseri var, suç unsuru varsa eğer savcılık gerekli işlemi yapar. Bizim çocuklarımız burada hedef gösteriliyorlar. Bu çok açık. Zaten toplum içinde bir çok yerde zorlanıyorlar, bir de devlet görevlileri tarafından sapkın olarak suçlanmaları insan hakları beyannamelerine ve bizim Anayasa’mızın onuncu maddesine aykırıdır. Yani bir kesimin bir kesime saldırmasını teşvik eder gibi geliyor bize, ben anne olarak da bundan çok endişe ediyorum. Bizim çocuklarımızın herhangi birinin başına bir şey gelse bunun sorumlusu kim olacak. Her kesimi korumakla görevli devlet görevlileri böyle bir ötekileştirici ifade kullanıyorlar. Hem bir anne hem de bir avukat olarak bunun doğru olmadığını ve çocuklarımızı zor duruma düşürdüğüne inanıyorum. ”

Boğaziçi Üniversitesi’nde rektör eylemlerinin bu noktaya evrilmesine şaşırmadığını dile getiren anne Savaş; ”pandemiyi bile LGTBİ+’ların varlığına bağladıktan sonra artık hiçbir şeye şaşırmıyorum” diyor.

“Sapkın diye bir kelime yok. Sapık demeye çalışmışlar ama diyememişler, sapkın demişler. Bütün çocuklar ve insanlar gibi bizim çocuklarımız da insan haklarına ve insan onuruna yaşamak durumunda. Bunu sonuna kadar hak ediyorlar. Bunu kimse ötekileştiremez. Bunu yapanlar suç işliyorlar. ”LGTBİ+ bayrakları ele geçirildi” diye bir ifade var, buna sadece gülümsüyorum. Buna şaşırdım. Bu kadar absürd bir şey olamaz artık, tabiki suç unsuru değil. İnsanlar gökkuşağına da bakar, bayrağı da taşır. Üstelik LGTBİ+ birey olması da gerekmez.”

Prof. Dr. Melih Bulu’nun durumuna bir anne olarak üzüldüğünü paylaşan Tülay Savaş, bu durumun kendisi için onur kırıcı olduğunu ifade ediyor.

Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği’nden Atilla Dirim ise 2016 yılından beri LGTBİ+ bireylere yönelik sistematik bir nefret söylemi olduğunu söylüyor.

“Bunlar başımıza ilk defa gelmiyor. Çocuklarımıza sapkın denmesine, çocuklarımıza tuhaf varlıklar gibi davranılmasına yeri geldiğinde terörist denilmesine alıştık. Ve bütün bunlar sadece cinsiyet kimlikleri ve cinsel yönelimleri üzerinden yapılmasına aşinayız. O yüzden yaşananlar çok şaşırtıcı değil ama üzülüyoruz. Bir anda hedef olmaları genel durumun algısı bence. Etrafımıza baktığımızda ekonomi kötü, genel bir mutsuzluk ve sinirlilik hali var. Bu durumun hükümete iktidara yönelmesini istemeyenler kendisine bir kurban seçiyor. Ve bu kurban da dört yıldır bizim çocuklarımız.”

Bu gibi durumlarda vatadaşlarını korumakla görevli ne kadar kurum varsa çocuklarımızı hedef haline getiriyor diyen Dirim, bu nedenle kaygılarının arttığını dile getiriyor.

”Yarın bu sözlerden etkilenen kendini bilmez birinin bizim çocuklarımıza saldırmayacağını nerden bileceğiz. Bu bizim için en büyük endişe. Bütün aileler çocukları sokağa çıktığında başına ne gelecek diye kaygılanır ama bizim ki bunlardan kat kat ağır. Çünkü her an sadece doğasını yaşadığı için tehdit altında ve hedef halinde.”

”LGTBİ+’ları provokasyon çıkarmakla suçlayanlar kendilerini haklı çıkarmak için günah keçisi arıyor”

Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik ve CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ın provokasyon açıklamalarına da tepki gösteren Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği’nden Atilla Dirim, ortada provokasyon yaratacak bir şeyin olmadığını ve açıklamaları yapanların kendilerini haklı çıkarmak için günah keçisi aradığını belirtiyor.

Hem kendileri hem de çocukları için kaygılı olduklarını dile getiren LGTBİ+ bireylerin aileleri ve yakınları özgür ve eşit bir yaşam talep ediyor. Çocuklarının toplumdaki diğer bireylerle eşit tutulmasını isteyen aileler aynı zamanda çocuklarını koruyacaklar yasalar bekliyor.

“Çocuklarımız ne yanlıştır ne de yalnızdır”

KaosGL’nin haberi için buraya tıklayınız

Aile gruplarının ortak açıklama metni:

“Çocuklarımız ne yanlıştır ne de yalnızdır, bu ülkenin eşit, özgür ve onurlu yurttaşlarıdır”

“Çocukları lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks ve + olan anne babalar olarak son dönemde LGBTİ+’lara yönelik aşağılamalara, sözlü ve fiziksel saldırılara, hedef göstermelere karşı açıklamamızdır:

Çocuklarımız ne yanlıştır ne de yalnızdır, bu ülkenin eşit, özgür ve onurlu yurttaşlarıdır.

Son günlerde sık sık duyduğumuz LGBTİ+ kısaltması hep birlikte yasadığımız, hepimiz gibi eşit haklara sahip olan lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks ve + olan çocuklarımızı ifade etmektedir. LGBTİ+lar bazılarınızın komşusu, bazılarınızın iş arkadaşı, bazılarınızın bizim gibi akrabasıdır. Her gün yanı başınızdadırlar. Birlikte işe gidersiniz, yolda selamlaşırsınız, okula gidersiniz, otobüste yan yanasınızdır, Herkes gibi günlük hayatın içindedirler, yaptıkları her alışverişte vergi verirler, mutludurlar, mutsuzdurlar, belki canları sıkkındır, belki keyiflidirler, belki güler, belki ağlarlar. Uzun lafın kısası, sizden biridirler.”

“Sadece son günlerde değil, uzun zamandır LGBTİ+ kısaltması ‘terör örgütü’ ifadesiyle, ‘sapkınlık’ gibi kelimelerle bir arada kullanılıyor. Bu söylemler en çok biz çocukları LGBTİ+ olan anne ve babaların canını yakıyor. Bu ülkede yaşayan herkesin temel hak ve özgürlüklerini korumakla yükümlü olan merciler, milyonlarca insanla aynı dilleri konuşan, aynı şarkıları söyleyen, aynı fıkralara gülüp, aynı şekilde dans eden çocuklarımızı, herkes gibi birer insan olan çocuklarımızı, cinsiyet kimlikleri ve cinsel yönelimleri yüzünden ne hakla hedef gösterirler? Ne hakla ötekileştirir, ne hakla nefret objesi haline getirirler?”

“Bütün dünyada LGBTİ+ onurunun ve özgürlüğünün simgesi olan gökkuşağını, hani güneşin açtığı her yağmurlu havada gökyüzünde beliren o yedi rengi bile suçlu ilan ediyorsunuz. Bir üniversite kulübünde bulunması son derece normal olan gökkuşağı bayrağını ‘ele geçirildi’ diye lanse ediyorsunuz. Sosyal medyada, görsel ve işitsel medyada çocuklarımıza yönelik nefret söylemlerinin, nefret suçlarının haddi hesabı yok. Bunlara karşı en küçük bir işlem yapılmıyor, aksine, bir kısım devlet yöneticisi bunu daha da tahrik ediyor, nefretin önünü açıyor. Yarın çocuklarımızdan biri, bu tahriklere kapılan bir kendini bilmez tarafından zarara uğratılsa, bunun hesabını kim verecek? Vicdani sorumluluğunu taşıyabilecek misiniz?”

“Çocuklarımızı hedef gösterenlere, nefret objesi haline getirenlere sesleniyoruz: Biz anneler ve babalar ve kardeşler ve akrabalar her zaman çocuklarımızın yanındayız. Hepimiz eşitiz, hepimiz farklıyız. Gökkuşağının renkleri zenginliğimizdir, sizin de zenginliğinizdir. Sizin tek renkli dünyanızı da aydınlatır. Gelin, çocuklarımıza sapkın, terörist, şu, bu demekten vazgeçin. Hep söylediğiniz gibi, sadece kendiniz gibi düşünenlerin değil, herkesin temsilcisi olun!”

“Demokratik değerlerin işlediği bir ülkede yaşamak isteyenlere sesleniyoruz: Gün, birleşme ve dayanışma günüdür! Özgür ve onurlu bir yaşam sürmekten başka bir şey istemeyen çocuklarımızın yanında olalım. Dünyanın ve ülkemizin de kabul ettiği İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 1. Maddesi ‘Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar’ der. Bu maddenin hayata geçirilmesi bizim elimizde. Hepinizi çocuklarımıza destek olmaya, bunu yüksek sesle dile getirmeye davet ediyoruz!”

WEBINAR: ÇOCUKLARIMIZA KENDİLERİNİ SEVMEYİ ÖĞRETMEK – BİR AİLE PROJESİ

ÇOCUKLARIMIZA KENDİLERİNİ SEVMEYİ ÖĞRETMEK: BİR AİLE PROJESİ

Öz saygı bir kişinin kendi değerinin öznel değerlendirmesidir ve kişinin kendiyle ilgili birçok inancı kapsar. Zafer, umutsuzluk, gurur ve utanç gibi duygusal durumlarımız öz saygımızı, insanlarla ve çevremizle ilişkilerimizi etkiler. Daha güçlü olmak için öz sevgiyi tümüyle deneyimlemeye ve öz saygıya ihtiyacımız vardır. Kuir ve trans çocuklar için kendilerini sevmeleri ve kendilerine inanmaları, tatmin edici ve mutlu bir hayat sürmeleri için kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Bu dünya üzerinde kendi yönlerini bulmaya çalışırken pek de dostça olmayan ve kendi benliklerini zorlayan insanlarla ve durumlarla karşılaşabilirler.

Kendine güvenen ve ailesi tarafından desteklenen bir çocuk her zaman daha aklı başında, net ve kendiyle gurur duyan bir deneyim yaşayacaktır. Çocuğunuzun hayatını en iyi şekilde deneyimlemesi için ona öz sevgi ve değer duygusunu aşılamayı birlikte öğrenelim.

Konuşmacı:

Charlie Trotman
CİNSELLİK EĞİTİMCİSİ, ŞİFACI, KREATÖR

27 OCAK 2021, Çarşamba
18:00- 20:00 TR

Etkinlik sırasında İngilizce <=> Türkçe simultane tercüme sağlanacak ve toplantı raporu için ses kaydı alınacaktır.

Sorularınız için: info@listag.org

Bu etkinlik İsveç İstanbul Başkonsolosluğu’nun desteğiyle düzenlenmiştir.


ENGLISH

TEACHING OUR CHILDREN TO LOVE THEMSELVES: A FAMILY PROJECT

Self esteem is a person’s subjective evaluation of their own worth and encompasses many beliefs about themselves. Our emotional states such as triumph, despair, pride and shame impact our self esteem and our relationship to the people and world around us. We need self esteem to experience self love fully and to act as care when times are tough. For queer and transgender children, it is imperative  that they love and believe in themselves in order to lead a fulfilling and joyful life. As they navigate their way through the world ,they will experience people and situations that are unwelcoming and challenge their humanity.

A child who believes in themself and is supported by a family that prioritizes their joy and care, will be  able to experience themselves as grounded, clear and proud of who they are. Learn the many special, and simple ways to instill a deep sense of value and self love in your child so they can have the best life experience possible.

Speaker:

Charlie Trotman
HEALER, EDUCATOR AND CREATOR

January 27th, 2021 Wednesday 16:00 – 18:00 CET

During this event, English <=> Turkish simultaneous translation will be provided and audio recording will be taken for the meeting reports.

For your questions: info@listag.org

This event is organised with the support of the General Consulate of Sweden in Turkey, Istanbul

WEBINAR: DİRENİŞLE KARŞILAŞTIĞIMIZDA İTTİFAKLAR KURMAK

DİRENİŞLE KARŞILAŞTIĞIMIZDA İTTİFAKLAR KURMAK

Bazen kendi camiamız içinde, kabul ve destek kazanmak için harcadığımız emekler pürüzsüz bir şekilde karşılık bulurken bazen de direnişle karşılaşır. Aileler okullarda, ibadet mekanlarında ve kendi aile ve arkadaş çevrelerinde sık sık engellerle karşılaşılaşabilirler. Bu direnişle nasıl ve ne zaman mücadele edeceğimize karar vermek üzücü ve başa çıkılamaz gibi görünebilir. Konuşmacılar bu konudaki en güncel pratiklerle ilgili bilgi verecek ve izleyicilerle birlikte potansiyel direniş noktalarını ve muhtemel karşıt görüşleri tanımlayacaklar.

Konuşmacılar:

ERIC VAUGHAN, New York Eğitim Departmanı, LGBTQ Programları Yöneticisi
MICA HENDERSON, LMSW, Trans annesi, Ruh Sağlığı Topluluğu’nda LGBTQ Gençlik Sosyal Hizmet Görevlisi
RENAIR AMIN, Dmin., Pink Love Wellness, LLC’nin CEO’su, LGBTQ İnanç Travma Savunucusu
DR. TYREE OREDEIN, Halk Sağlığı Doktoru Yrd Prof., Left Turn Village, LLC’nin Sahibi

29 OCAK 2021, Cuma
18:00- 20:00 TR

Etkinlik sırasında İngilizce <=> Türkçe simultane tercüme sağlanacak ve toplantı raporu için ses kaydı alınacaktır.

Sorularınız için: info@listag.org

Bu etkinlik İsveç İstanbul Başkonsolosluğu’nun desteğiyle düzenlenmiştir.


ENGLISH

BUILDING ALLIANCES WHEN WE FACE RESISTANCE

Some of the time our efforts to gain acceptance and support within our communities go smoothly. Sometimes those efforts meet resistance. Often times families are met with resistance at their schools, places of worship, and among family and friends. Deciding whether and when to push through this resistance can be heartbreaking and figuring out how to can seem insurmountable. Presenters will address current best practices, and will collaborate with the audience to identify points of potential resistance and possible pushback.

Speakers:

ERIC VAUGHAN, Manager of LGBTQ Programs at the New York City Department of Education
MICA HENDERSON, LMSW, Mom of a transgender kid, Mental Health Community Social Worker on LGBTQ youth
RENAIR AMIN, Dmin., CEO of Pink Love Wellness, LLC, LGBTQ Faith Trauma Advocate
DR. TYREE OREDEIN, Doctor of Public Health; Adjunct Professor; Owner of Left Turn Village, LLC

January 29th, 2021 Friday 16:00 – 18:00 CET

During this event, English <=> Turkish simultaneous translation will be provided and audio recording will be taken for the meeting reports.

For your questions: info@listag.org

This event is organised with the support of the General Consulate of Sweden in Turkey, Istanbul

WEBINAR: ERGENLERDE CİNSİYET UYUMSUZLUĞUNA TEMEL YAKLAŞIM TÜRKİYE’DEKİ UYGULAMALAR

Cinsiyet Uyumsuzluğu nedir?
Cinsiyet Uyumsuzluğu nasıl değerlendirilmelidir?
Cinsiyet Uyumsuzluğuna tıbbi yaklaşım nasıl olmalıdır?
Cinsiyet Uyumsuzluğunda geri dönüşümlü, kısmi dönüşümlü ve geri dönüşümsüz yaklaşımlar nelerdir?
Soru-Cevap

22 OCAK 2021 CUMA, 18:00 – 20:00

KONUŞMACILAR

Doç.Dr. Sinem Akgül
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları A.B.D.
Ergen Sağlığı Bilim Dalı

Doç.Dr. Zeynep Tüzün (Klinik Psikolog)
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları A.B.D.
Ergen Sağlığı Bilim Dalı

Toplantı LGBTI+ların ailelerine yöneliktir.

Lütfen katılım formunu doldurmayı unutmayınız:

https://cutt.ly/LISTAG-WEBINAR-SERIES

Ticaret Bakanlığı’nı Yanlıştan Dönmeye Davet Ediyoruz

Ticaret Bakanlığı bünyesindeki Reklam Kurulu’nun, e-ticaret sitelerinde LGBTİ+ ve gökkuşağı temalı ürünlerin +18 ibaresiyle satışa sunulması gerektiğine karar verdiğini derin bir üzüntüyle okuduk. Bu, çocuklarımızı derinden yaralayacak bir karardır.

Ticaret Bakanlığı, LGBTİ+ ve gökkuşağı temalı ürünlerin + 18 ibaresiyle satılması gerektiğine ve aksi davranışların cezalandırılacağına karar verirken, söz konusu ürünlerin “çocukların gelişimini olumsuz etkileyeceğine ilişkin” çok sayıda tüketici başvurusu almasını gerekçe göstermiş.

Bir devlet kurumunun böyle muğlak ve öznel bir gerekçe yerine, karar alırken bilimsel esaslara dayanması gerektiğini düşünüyoruz. LGBTİ+ ve gökkuşağı temalarının çocukların gelişimini olumsuz yönde etkileyeceğine dair, kabul edilmiş tıp otoritelerince verilen tek bir karar yoktur. Bilakis, Dünya Sağlık Örgütü, Türk Tabipler Birliği, Türk Psikiyatri Derneği, Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği gibi dünyaca kabul edilen kurumların, LGBTİ+’nın bir hastalık veya olağandışı bir durum olmadığını belirten karar ve açıklamaları vardır.

Herhangi bir bilimsel temele dayanmadan çocuklarımızın varoluşuyla ilgili ürün ve sembollerin çocuk gelişimine zarar vereceği iddiası, asıl bizim çocuklarımızın gelişimine zarar vermekte, çocuklarımızı derinden yaralamaktadır. Bunun yanı sıra, toplumda yine maalesef devletin çeşitli kurumlarınca da körüklenen homofobi ve transfobi, bu açıklamayla nefret eylemleri için cesaret kazanacak ve farklı cinsel yönelimlere ve cinsiyet kimliklerine sahip olmaktan başka hiçbir suçu olmayan çocuklarımızı hedef haline getirecektir.

Farklı cinsel yönelimlere ve cinsiyet kimliklerine sahip olmanın doğal bir durum olduğu, tıp otoritelerince defalarca açıkça ifade edilmiş ve bu konuda kararlar alınmıştır. Koronavirüs pandemisi ile mücadelede Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamalarını dikkate alan resmi kurumlar, konu LGBTİ+ olunca aynı kurumun açıklamalarını görmezden geliyor. Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü’ne 1949’dan bu yana üye ve LGBTİ+ ebeveynleri olarak devletin üyesi olduğu bu kuruluşun kararlarına uymasını, çocuklarımızı sanki topluma zararlı bireylermiş gibi göstermekten, onları hedef haline getirmekten vazgeçmesini istiyoruz.

Çocuklarımız ne yalnız ne de yanlış. Ebeveynler olarak çocuklarımızın haklarını onlarla birlikte, onlarla kol kola koruyacağız. Ayrımcılığın, ötekileştirmenin, nefretin olmadığı bir dünya hayal eden herkesi, çocuklarımızla dayanışmaya davet ediyoruz.

Gökkuşağının altında herkese yer var, nefrete yer yok!

GALADER – Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği
LISTAG – LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Derneği
Akdeniz Antalya Aileleri Grubu
Denizli LGBTİ+ Aileleri Grubu
İzmir LGBTİ+ Aileleri Grubu