WE WILL NOT ABANDON OUR CHILDREN – AND YOU SHOULDN’T EITHER!

“Do not use my child for political gain. Hands off! My child is not a tool to strengthen your position. Their rights must remain outside religious and political agendas. They are just a human being, my most precious one. Defending them is my right, and no one can take that away from me!”

We are parents and allies of LGBTQ+ children, standing together to protect their rights and futures. Our children’s existence, identity, love, and lives are the most precious things to us. When they were born, we vowed to protect them, to love them unconditionally, and to always stand by their side. And today, we reaffirm that promise: We will not abandon our children!

A new legislative proposal set to be discussed in the Turkish Parliament, officially titled “Proposal for Amendments to the Turkish Penal Code and Certain Laws”, directly targets LGBTQ+ individuals and their families. This law aims to:

  • Introduce the term “biological sex” into the law, criminalizing LGBTQ+ existence in public spaces.
  • Make gender transition processes for transgender individuals nearly impossible by imposing severe legal and medical restrictions.
  • Criminalize LGBTQ+ advocacy and restrict civil society organizations supporting LGBTQ+ rights, including family groups.
  • Impose heavy penalties on same-sex couples for holding symbolic wedding or engagement ceremonies.
  • Put parents of LGBTQ+ children at risk by framing support for their children as a punishable offense.

This is not just a legislative amendment; it is an attack on our children’s rights, dreams, and future. It is an attempt to silence families, isolate LGBTQ+ individuals, and erase them from public life.

WHAT DOES THIS MEAN FOR US?

  • Our children’s lives will become even more difficult. Trans youth will struggle to access life-saving medical care. “My daughter is 17. If this law passes, her transition process will be nearly impossible, putting her well-being in danger.”
  • LGBTQ+ visibility will be criminalized. Our children will be forced to hide who they are. “This law legitimizes hate crimes against LGBTQ+ people. How can I, as a parent, accept this?”
  • Support organizations like LISTAG will be targeted. Parents supporting their LGBTQ+ children will be legally silenced. “They want us to abandon our children, but we are here, and we are not going anywhere.”
  • Our children’s safety will be threatened. Discrimination and violence will be further legitimized. “If this law passes, my child—who is already struggling—will be left completely unprotected.”

WHY ARE WE AFRAID?

  • “I fear my child will withdraw even further because they no longer feel safe in their own country.”
  • “If this law passes, my child will have no choice but to leave Turkey. No child should be forced to flee their home just to live freely.”
  • “My child is studying abroad and now fears returning home. Why should they feel exiled from their own country?”

We will not stop defending our children’s rights. They deserve love, security, and freedom—not fear and repression.Staying silent means allowing this law to push them into isolation, and we refuse to let that happen.

OUR CALL TO ACTION

📢 To Lawmakers:“Do not take away our children’s rights. Reject this law!”
📢 To the Public:“Stand with us. LGBTQ+ children and their families need your support!”
📢 To the Media:“Amplify our voices. Share our stories!”
📢 To International Human Rights Advocates & Organizations:“Turkey’s LGBTQ+ community and their families need global solidarity. Raise awareness, share our stories, and pressure policymakers to stop this attack on fundamental human rights!”

No matter what, we will stand by our children.We will not abandon them – and neither should you

Çocuklarımızı Yalnız Bırakmayacağız, Siz de Bırakmayın!

“Çocuğum üzerinden siyaset yapmayın, elinizi çekin! O, sizin elinizi kuvvetlendirecek bir koz değil. Çocuğumun hakları, din ve siyaset oyunlarının dışında kalmalı. O, sadece bir insan, en değerli varlığım. Onu savunmak benim hakkım ve kimse bu hakkımı elimden alamaz!”

Bizler LGBTİ+ çocukları olan anne ve babalarız. Çocuklarımızın varlığı, kimliği, sevgisi ve hayatı bizim için dünyadaki en kıymetli şey. Onlar bu hayata gözlerini açtığında, onları güvende tutmaya, korumaya, sevmeye ve desteklemeye yemin ettik. Ve bugün, bu sözümüzü bir kez daha hatırlatıyoruz: Çocuklarımızı yalnız bırakmayacağız!

TBMM’ye sunulması planlanan “Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi”, LGBTİ+’ları hedef almakla kalmıyor, bizleri – ailelerini – de susturmayı amaçlıyor. Bu yasa tasarısı, “biyolojik cinsiyet” kavramını yasaya ekleyerek LGBTİ+ varoluşunu kamusal alanda suç haline getirmeyi, trans bireylerin cinsiyet uyum sürecini neredeyse imkansız hale getirmeyi ve LGBTİ+ hak savunuculuğunu cezalandırmayı amaçlıyor.

Bizden çocuklarımızın gözlerinin içine bakıp “Seni seviyorum, her zaman yanında olacağım” deme hakkımızı almaya çalışıyorlar. Bunu kabul etmiyoruz. Bu yasa sadece bir düzenleme değil, çocuklarımızın hayatlarını, hayallerini, geleceklerini ellerinden almaya yönelik bir saldırıdır.

Bu Yasa Bizim İçin Ne Anlama Geliyor?

  • Çocuklarımızın hayatı daha da zorlaşacak. Cinsiyet uyum süreci neredeyse imkânsız hale getirilecek. 

“17 yaşında trans bir kızım var. Uyum sürecinin zorlaşması onun hayatını doğrudan tehdit ediyor.”

  • Kamusal alanda LGBTİ+ varoluşu suç sayılacak. Çocuklarımızın kim olduklarını özgürce ifade etmeleri yasaklanacak. 

“Çocuğumun nefret suçuna kurban gitmesi için hukuki bir zemin oluşturuluyor. Bunu nasıl kabul edebilirim?”

  • LGBTİ+ aile grupları, destek dernekleri baskı altına alınacak. Bizlerin bir araya gelmesi bile engellenmeye çalışılacak. 

“Bizden çocuklarımızı yalnız bırakmamızı istiyorlar ama biz buradayız, hiçbir yere gitmiyoruz.”

  • Çocuklarımızın güvenliği tehdit altına girecek. Ayrımcılık ve nefret daha da meşrulaştırılacak. 

“Bu yasa çıkarsa, zaten büyük mücadelelerle ayakta duran çocuklarımız tamamen savunmasız kalacak.”

Anne ve Babalar Olarak Neden Korkuyoruz?

“Çocuğumun güvenliğinin tehlikeye girmesi nedeni ile daha da içine kapanmasından korkuyorum. Şimdi bile toplum içinde rahat hareket edemiyor. Bu yasa onu tamamen görünmez kılacak.”

“Çocuğumun yaşam hakları elimden alınacak. Ben bir anne olarak buna nasıl sessiz kalabilirim?”

“Yurt dışında eğitim gören çocuğum, bu yasa nedeniyle geri dönmekten korkar hale geldi. Kendi ülkesinde barınamayan bir genç olmak zorunda kalmasını istemiyorum.”

Bizler, çocuklarımızı ve onların haklarını savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Çocuklarımız nefreti değil sevgiyi, korkuyu değil güveni hak ediyor. Bu yasaya sessiz kalmak, onların yalnız bırakılması anlamına gelir ve biz buna izin vermeyeceğiz.

Yetkililere Sesleniyoruz!

Milletvekillerine: “Çocuklarımızın hayatını karartmayın, bu yasaya karşı çıkın!”
Kamuoyuna: “Biz çocuklarımız için buradayız. Sesimizi duyun, yanımızda olun!”
Medyaya: “Gerçekleri anlatın, bizleri görünür kılın!”Koşullar ne olursa olsun çocuklarımızın yanında duracağız.Çocuklarımızı yalnız bırakmayacağız, siz de bırakmayın!

Akdeniz Antalya Aile Grubu

GALADER- Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği

İzmir LGBTİ+ Aileleri Grubu

LİSTAG- LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Derneği

LİSTAG  26-29 Kasım Ankara Ziyareti

LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Derneği olarak, 26-29 Kasım tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerle LGBTİ+ çocuklarımızın ve ailelerimizin temel haklarına erişimi konusunda farkındalık yaratmayı ve çözüm önerilerimizi paylaşmayı hedefledik. Bu süreçte meclisziyare tlerinin yanı sıra çeşitli sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleriyle bir araya geldik.

Ziyaretlerin Planlanması

Geçtiğimiz Kasım ayında gerçekleştirdiğimiz LİSTAG Aile Kampımızda, katılan ailelerle birlikte atölyeler düzenledik. Bu atölyelerde sağlık, eğitim, hukuk ve güvenlik, istihdam, barınma gibi temel başlıklar belirledik ve bu başlıklar çerçevesinde LGBTİ+ çocuklarımızın karşılaştığı sorunları belirledik. Heer bir sorun için de  çözüm önerilerini oluşturduk. Aynı zamanda atölyelerin sonucunda, vekillere iletmek için bir bildirgeve ilgili meclis komisyonlarına iletilmek üzere 5 adet resmi dilekçe metnini ortaya çıkardık. 

Tüm bu çıktılar sayesinde, Ankara ziyaretimizi aslında sadece LİSTAG olarak değil tüm LGBTİ+ ebeveynleri adına gerçekleştirdik. Bizlere destek olan tüm LGBTİ+ ebeveynlerine teşekkür ediyoruz. 

Meclis Ziyaretlerimiz

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, TİP, DEM Parti ve CHP milletvekilleriyle görüşerek, LGBTİ+ çocuklarımızın ve ailelerimizin karşılaştığı sorunları dile getirdik. Sağlık, eğitim, barınma, hukuk, güvenlik ve istihdam gibi temel yaşam alanlarındaki ayrımcılığı ele alarak, nefret söylemleriyle etkin mücadele ve eğitim sisteminde eşitlik gibi konularda çözüm önerilerimizi paylaştık. Ancak tüm partilere yaptığımız randevu taleplerine rağmen, yalnızca sınırlı sayıda vekille görüşebilmek, LGBTİ+ hakları konusunda diyaloğun kısıtlı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Meclis ziyaretlerimizde, çocuklarımızın hormon ilaçlarına erişiminde yaşanan engellerden, etki ajanı yasa teklifinden, toplumda tehlikeli boyutta artan nefret söylemlerine ve eğitimde eşitlik ilkesine kadar pek çok konuyu gündeme taşıdık. Biz LGBTİ+ ailelerinin, sokaklarda, gözaltılarında, dava süreçlerinde çocuklarımızın yanında olduğunu, artık vekillerimizden somut adımlar atmalarını beklediğimizi belirttik. Ayrıca Adalet Komisyonu, Anayasa Komisyonu, İnsan Hakları Komisyonu, Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, Milli Eğitim Komisyonu ve Sağlık Komisyonu’na dilekçeler sunduk. Bu dilekçelerde, çocuklarımızın maruz kaldığı ayrımcılığa karşı çözüm önerilerimizi detaylı bir şekilde aktardık. Sürecin takipçisi olacağımızı bir kez daha vurguladık.

Sivil Toplum ve Meslek Örgütleriyle Görüşmelerimiz

Ziyaretlerimiz kapsamında, Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Kadın Dayanışma Vakfı ve Ankara Barosu LGBTİ+ Merkezi gibi önemli kurumlarla bir araya geldik.

Türk Tabipleri Birliği ile gerçekleştirdiğimiz ziyarette, Merkez Konseyi Üyesi Ali Karakoç ve Filiz Ak ile bir araya geldik. Görüşmemizde, LGBTİ+ çocuklarımızın sağlık hizmetlerine erişimde yaşadığı ayrımcılıklar ve özellikle hormon ilaçlarına erişimde yaşanan zorluklar gündemimizdeydi. Aileler olarak, bu ilaçlara ulaşamamanın çocuklarımız üzerindeki negatif etkilerini paylaştık. Bu kısıtlamaların kaldırılması için yürüteceğimiz çalışmalarda, TTB’nin desteğini istedik.

Ali Karakoç, uzman derneklerle birlikte bu konuda bilimsel raporlar hazırladıklarını, Sağlık Bakanlığı’na sunduklarını ve kamuoyuna açıkladıklarını söyledi. Ancak yetkilerin kısıtlanması nedeniyle bu raporların eskisi kadar etkili olmadığını vurguladı. Yine de bu konuda çalışmaların olduğunu duymak umut vericiydi.

Görüşmede, Filiz Ak’ın eğitim alanında yaptığı önemli çalışmaları da dinledik. Derslerinde her ay LGBTİ+’larla nasıl iletişim kurulacağını anlattığını, Benim Çocuğum belgeselimizi gösterdiğini ve Hacettepe’de hak temelli yaklaşımlar dersinde temel kavramların öğretildiğini söyledi. Bu çalışmalar bizi oldukça mutlu etti.

Ayrıca, TTB’nin ayrımcılığa uğrayan bireyler için İl Sağlık Müdürlüklerine başvuru yoluyla ciddi yaptırımların devreye girdiğini belirtmesi önemliydi. 

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nı (SES) ile gerçekleştirdiğimiz görüşmemizde, sendikanın hak savunuculuğu konusundaki deneyimlerini ve  toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık yaratmak için attıkları önemli adımları dinledik. LİSTAG ve SES işbirliği yaparak, “Benim Çocuğum” belgeseli gösterimi ve söyleşileri gerçekleştirebileceğimizi konuştuk.

Ankara ziyaretimiz sırasında Kadın Dayanışma Vakfı’nı da ziyaret ettik. Görüşmemizde, kadın ve LGBTİ+ hakları için verdikleri mücadeleyi dinledik. Kadın cinayeti davalarını takip ettiklerini, baroya yönlendirme ve sığınağa yerleştirme süreçlerinde destek olduklarını anlattılar. Trans kadınların sığınaklara alınmamasının büyük bir sorun olduğunu ve bu konuda çalışmalar yürüttüklerini paylaştılar.

Sığınakların güvenlik açıklarına, yerlerinin kolayca öğrenilebilmesine dikkat çektiler. Haftanın birkaç günü eğitimler ve danışanlarla toplantılar yaptıklarını söylediler. Bu eğitimlerde “Benim Çocuğum” belgeselimizi izleyebileceklerini ve Ankara’daki gelecekteki ziyaretlerimizde deneyim aktarımı toplantıları yapmayı önerdiler.

Son olarak, Ankara Barosu LGBTİ+ Hakları Merkezi’ni ziyaret ederek, Komisyon Başkanı İlayda Doğa Karaman, Başkan Yardımcısı Mevlüt Erken ve Ankara Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Aslıhan Koçak ile bir araya geldik. Bu anlamlı buluşmada, LİSTAG olarak yaptığımız çalışmaları ve ailelere yönelik destek çalışmalarımızı paylaştık.

Baronun LGBTİ+ hakları konusunda yürüttüğü önemli çalışmaları dinlemek ve 6284 sayılı yasa üzerindeki hassasiyetlerini öğrenmek bizi hem mutlu etti hem de umutlandırdı. Görüşmemizde, iş birliği gerektiren her konuda yan yana durabileceğimizi ve dayanışma içinde çalışabileceğimizi konuştuk. Webinarlar, film gösterimleri ve sosyal medya içerikleri gibi pek çok projede ortak hareket etme fikri bizi heyecanlandırdı.

Ankara Barosu LGBTİ+ Merkezi gibi güçlü bir yapı ile dayanışma içinde olmak, hak savunuculuğu yolunda önemli bir adım olduğunu bir kez daha deneyimledik.

İHD Ankara Şubesi’nde Basın Açıklamamız

Ankara programımızın sonunda, İHD Ankara Şubesi’nin değerli ev sahipliğinde bir basın açıklaması gerçekleştirdik. Açıklamamızda, LGBTİ+ evlatlarımızın sağlık, eğitim, istihdam, hukuk, güvenlik ve barınma gibi temel yaşam alanlarında maruz kaldıkları eşitsizliklere dikkat çektik. Ayrıca, meclis ve kurum ziyaretlerimizden edindiğimiz izlenimleri kamuoyuyla paylaştık. Nefret söylemlerinin biz ebeveynlerde yarattığı endişeyi dile getirerek, kamuoyunu çözüm için dayanışmaya çağırdık. 

Basın açıklamasını izlemek için: https://youtu.be/yXNkDE2cR9w?si=jTZ7O-YxL5KdnefI

Dayanışma ile Güçleniyoruz

Bu ziyaretler, LGBTİ+ çocuklarımızın ve biz ailelerinin hak mücadelesi için dayanışmanın ve birlikte hareket etmenin önemini bir kez daha gösterdi. Ankara’da bizleri dinleyen ve çözüm için işbirliğine açık olan vekillerimize ve  kurumlara teşekkür ediyoruz. 

Çocuklarımızın güvenli, eşit ve onurlu bir yaşam sürdürebilmeleri için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Benim Çocuğum: Bir Queer Annesinin Hikayesi

‘Benim Çocuğum’ belgeselini ilk izlediğimde, benim çocuğum bana yeni açılmıştı.  Bazı durumları/kavramları/olayları ancak başına geldiğinde anlıyor insan. Bildiğini sandığı bir konuda ne kadar cahil olduğunu da fark etmek, ne kadar gereksiz önyargı ve yanlış bilgi biriktirdiğini görmek acı veriyor.
Kızım bana açıldı, bana kendini anlattı. İçimde bir yerde şüphesini hep duyduğum, bilerek ya da bilmeyerek üzerini örttüğüm, ama bir türlü konduramadığım gerçekle yüzleşmek hiç kolay olmadı. Ama aslında bir o kadar kolaydı.    O aşıktı, genç bir kadına aşıktı, böyle mutluydu. Denklem basitti aslında, o mutluysa ben de mutluydum. 

Yüzleşme Anında Duyulan Sorular

O ilk yüzleşme anında dünya etrafımda dönerken aklımın içinde de binlerce soru uçuşuyordu.  Nasıl fark edemedim? 
Neden daha önce anlayamadım? 
Ben nasıl bir anneyim? 
Nerede hata yaptım? 
Ben çocuğumu büyütürken onu istemediği bir sürü saçma şeye nasıl zorladım? 
Hep erkek çocuklarla spor yaptı, nasıl anlamadım? 
Pembe rengi hiç sevmezdi, nasıl fark edemedim? 
22 yaşına kadar hiçbir erkekle flört etmedi, nasıl şüphelenmedim? 
Erkek reyonundan giysi seçmeyi severdi, bundan da mı huylanmadım? 
Benim yüzümden mi oldu?
Çocuğum mutlu olacak mı? 
Anne-baba olarak nasıl bir model çizdik biz? 
Hayatı hiç kolay olmayacak, peki ben onu koruyabilecek miyim? 
Ya başına kötü bir şey gelirse?
Çocuğum güvende olacak mı? 
Nelere maruz kalacak? 
Babası duyunca ne diyecek? 
Çevremizdekilere nasıl açıklayacağız? 
Çocuğumun hayatını kolaylaştırmak için ne yapabilirim?   Ben bundan sonra ne yapabilirim?
Ben ne yapabilirim? 

Ferahlama ve Kabul Sürecİ

O ilk yüzleşmenin hemen ardından sanki hiçbir şey olmamış gibi yoluma devam ettim. Nasıl bu kadar çabuk kabule geçtim, nasıl hemen uyumladım kendimi hiç bilmiyorum. 
Sanki bir tiyatro sahnesinde başrol oyuncusuydum ve rolümün de hakkını veriyordum. 
Sırtıma bir kırmızı pelerin geçirmiş, süper güçlerimi cebime koymuş, hayallerimin enkazının üzerinde yürüyerek ayağıma batan taşlara ve ara sıra tökezlememe rağmen “acımadı ki acımadı ki” diye ilerlemeye çalışıyordum…
Her düşündüğümde tekrar şükrediyorum; çok şanslıyım ki çevremde beni anlayacağını bildiğim canlar vardı. İşte onların tavsiyesi üzerine izledim “Benim Çocuğum”u… 
İyi ki izledim.
Ferahladım. 
Hafifledim.
Yeri geldi boğazım düğümlendi, gözyaşlarım özgürlüğünü ilan etti, hem ağladım hem güldüm, yeri geldi ruhum elinde pankartla onlarla birlikte yürüdü. 
Her duygunun içinden onlarla birlikte geçtim, çok ama çok iyi geldi. 
Gördüm ki aklımdaki o binlerce soru, korku, endişe sadece benim aklıma gelmemişti. 
İzledikçe bazı soruların cevapları netleşti, bazı sorular da evrildi. Bu kez çocuğumu ve ihtiyaçlarını daha doğru anlamaya yönelik sorular canlandı içimde…
Acaba kendi bedeninden memnun muydu? 
Kadın olmaktan mutlu muydu? 
Cinsiyetini değiştirmek istiyor muydu? 
Yaşadığı hayattan gerçekten de mutlu muydu? 
Psikolojik anlamda destek almak ister miydi? 
Benim nasıl destek olmamı istiyordu?
Tüm bu soruları sonradan kızımla da konuştum, aldığım yanıtlar da tatmin edici oldu benim için… 
Biraz daha ferahladım. 
Anladım ki önce durmam gerekiyordu. Sadece durmam. Çünkü durum hiç o kadar basit değildi. Böyle bir şey ilk defa başıma geliyordu, bu eğer bir sınavsa ben çalışmadığım yerden yakalanmıştım, önce bu durumu anlamam ve sindirmem gerekiyordu. Yaşayacağım tüm duyguları yaşayıp ancak öyle geçebilirdim içinden… 
‘Benim Çocuğum’da izlediklerim canımın yarasına merhem, ruhuma ağrı kesici oldu.   Ne yapacağımı bilemez bir halde serseri mayın gibi ortalıkta dolanırken, ekranın diğer ucundan uzanan hiç tanımadığım ama sanki bin yıldır dost olduğum şefkatli kollar beni sardı, sarmaladı. 
İçime sıcaklık, kalbime huzur doldu. 
Hissettiğim şey benim de çocuğumun da yalnız olmadığımızdı. 
48 yaşımda ben, 22 yaşındaki kızımla yeniden tanıştım. Bu tanışma bana hiç bilmediğim bir sürü şey öğretti. Önyargıları, şu meşhur el âlem ne der kaygılarını bir kenara fırlatıp attım.  Çocuk benim çocuğumdu, sevgisi içimdeydi.
Hayat yolunda şimdiye kadar hep el ele yürümüştük, şimdiden sonra da o eli hiç bırakmayacaktım.  
Her ne olursa olsun o benim mucizemdi, kıymetlimdi. 
Cinsiyetinin, cinsel yöneliminin ya da adına her ne deniyorsa onun önemi yoktu. Önemli olan tek şey canının sağlığıydı, mutluluğuydu. 
Her ne olursa olsun o benim çocuğumdu ve her zaman onun yanında olacaktım.   Çünkü o benim çocuğumdu, en güzeli de buydu…  

İmza: Bir Queer Annesi 

Destek için tıklayın.

Onur Haftası’nda LİSTAG’ın  15. Yılını Kutladık

Bundan 15 Yıl önce çocukları LGBTİ+ olan birkaç aile deneyimlerini paylaşmak ve dayanışmak için bir araya gelmişti. Sonra bu gruba dahil olan ailelerin sayısı artmaya başladı ve aslında hiç de az olmadığımızı gördük. Hak mücadelelerinde evlatlarımızın yanında yol alırken bu mücadelenin onların olduğu kadar bizim de olduğunu farkına vardık. Bilgilendikçe, bilgimizi, deneyimimizi paylaştıkça güçlendik  ve daha çok aileye ulaşmak, destek olmak amacıyla dernek haline geldik. Onur Haftası’na denk gelen 23 Haziran 2023 Cuma günü de Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu’nun ev sahipliğinde LİSTAG’ın 15. Yılını kutladık. Gün boyu süren 15. Yılında LİSTAG ve Türkiye’de Aile Örgütlenmeleri Sempozyumu’nun ardından sıcak bir resepsiyonla hem 15. yaşımızı hem de Onur Ayı’mızı kutladık, kayıplarımızı andık. 

“15. Yılında LİSTAG ve Türkİye’de Aİle Örgütlenmelerİ Sempozyumu”

Gün içinde LGBTİ+ aile örgütlerinden temsilcilerin ve uzun yıllardır birlikte çalıştığımız uzmanların katılımıyla düzenlediğimiz 15. Yılında LİSTAG ve Türkiye’de Aile Örgütlenmeleri Sempozyumu’nda deneyimlerimizi paylaştık. 

15. Yılında LİSTAG ve Türkiye’de Aile Örgütlenmeleri Sempozyumu saat 10:00 ‘da Hollanda Başkonsolosu Arjen Uijterlinde’nin açılış konuşmasıyla başladı.

LİSTAG Yönetim Kurulu Başkanı Tülay Savaş’ın konuşmasının ardından, LİSTAG’ın kurucu ailelerinden olan Günseli Dum, Sema Yakar, Ömer Ceylan ve Şule Ceylan ve Metehan Özkan “Dünden Bugüne LİSTAG” başlıklı bölümde LİSTAG’ın kuruluş hikâyesini ve tarihçesini anlattılar.

“LGBTİ+ların ve Ailelerinin Ruh Sağlığında Destek Mekanizmalarının Önemi’’ başlıklı panelinin katılımcıları Uzm .Dr. Başak Usta Gündüz, Doç. Dr. Koray Başar, Uzm. Dr. Seven Kaptan, Züleyha Baransel, trans ve LGBTİ+ gençlerin yaşadıkları sorunları, barınma, eğitim, çalışma gibi alanlarda yaşadıkları sorunları ve ailelerin bu sorunlar ile başa çıkma yöntemlerini anlattılar.

“LGBTİ+ Gençleri Desteklemek ve Güçlendirmek’’ başlıklı panelin konusu LGBTİ+ gençlerin eğitim, çalışma ve sosyal yaşamlarında güçlenmelerinde aile ve okul desteğinin rolü ve önemiydi. Özellikle okulda PDR desteğinin önemi üzerinde duruldu. Panelin katılımcıları Doç. Dr .Ezgi Toplu Demirtaş, Psikolojik Danışman ve Eğitim Bilimci Dilek Çankaya, Cinsellik Eğitmeni ve Danışmanı Efsun Sertoğlu idi.

“LGBTİ+ Aileleri ve  Hikâyeleri’’ başlıklı panelinin katılımcıları Can Candan ve Yasemin Zeynep Başaran’dı. Can Candan, LİSTAG ile tanışmasını, Benim Çocuğum Belgeselini çekme fikrinin nasıl doğduğunu, belgeselin çekim aşamasını anlattı. Yasemin Zeynep Başaran ise kendi LİSTAG yolculuğunu anlattı. (Belgeseli izlemek için BURAYA tıklayabilirsiniz.)

“LGBTİ+ Aile Örgütlenmeleri  Geleceğe Nasıl Bakıyor?” başlıklı panelin katılımcıları Ankara Galader Derneği’nden Nedime Erdoğan, İzmir Aile Grubu’ndan Birgül Ergün, Antalya Aile Grubu’ndan Hidayet Erşan ve LİSTAG Derneği’nden Nilüfer Kan Yeğin LGBTİ ebeveynleri olarak kendi hikâyelerini paylaştılar, endişe ve zorluklarla baş etme yöntemlerini ve örgütlenmenin önemini anlattılar.

Her biri yaklaşık 1 saat süren 5 panelin ardından LİSTAG’ın kurucularından Günseli Dum, kuruluşundan bu yana emeği geçmiş tüm Gönüllü ve Paydaşlarımıza teşekkür etti.

Hem 15. Yılımızı hem Onur Ayı’nı kutladık

Günün sonunda, 15. Yılında LİSTAG ve Türkiye’de Aile Örgütlenmeleri Sempozyumu’nun ardından sempozyum katılımcıları ve davetlilerimizle birlikte, sıcak ve neşeli bir ortamda hem 15. Yılımızı hem Onur Ayı’nı kutladık, hem de kaybettiğimiz arkadaşlarımızı andık.

En ince ayrıntısına varıncaya kadar düşünülmüş harika bir organizasyon ile LİSTAG’ın 15. Yılı’nı ve Onur Haftası’nı kutlamamıza vesile olan Hollanda Konsolosluğu’na, 15. Yılında LİSTAG ve Türkiye’de Aile Örgütlenmeleri Sempozyumu’na katılan tüm konuşmacılarımıza, sempozyumda ve resepsiyonda bizimle birlikte olan tüm dostlarımıza çok teşekkür ederiz.

LİSTAG 15 Yaşında!

2008 yılında İstanbul’da birkaç LGBTİ+ ebeveyninin bir araya gelmesiyle yolculuğuna başlayan LİSTAG 15 yaşında!  LİSTAG Aile Grubu olarak ilk başlarda yapabildiklerimiz sınırlı idi. Bir yandan aileler olarak birbirimizi yargılamadan dinler, destek olurken, diğer yandan çağrıldığımız her yerde hikayelerimizi anlatıyorduk. Çocuklarımız yanlış, bizler de yalnız değildik. Aklımızda olan en önemli şey ailelere destek olurken, çocuklarımızın da hayatını kurtarmaktı. Bugün ise sadece hikayelerimizi anlatmıyor, LGBTİ+ insan hakları ile ilgili her alanda ve  platformda sesimizi duyurmaya devam ediyor, LGBTİ+ların tam eşitliğe ulaşabilmeleri için gerekli kanun ve politikaların yapılabilmesi, toplumumuzda bu konuda farkındalık yaratılması için savunuculuk yapıyoruz. 

LİSTAG olarak 15 yıldır, LGBTİ+ ailelerine destek olmaya ve LGBTİ+ hakları savunuculuğu yapmaya, aile dayanışmasını her geçen gün kuvvetlendirmeye devam ediyoruz. 2008 yılında kurulduğumuzdan ve 2019 yılında resmi olarak dernekleştiğimizden bu yana, bilgilendikçe güçlenen ailelerin sayısı hızla artmaya devam ediyor. Aileler verdikleri hak mücadelesinin yalnızca çocukları için değil, kendileri için de olduğunun farkına varıyorlar. Bu bilince erişiyorlar. Geriye dönüp başardıklarımıza baktığımızda LİSTAG, Ankara, Antalya, Denizli ve İzmir’de aile grupları kurulmasına öncülük etmiş, milyonlarca insanın yaşamlarına ve gönüllerine dokunmuş ve LGBTİ+ ebeveynlerinin çekinmeden konuştuğu «Benim Çocuğum» adlı belgeselimiz  ile daha da büyük kitlelere ulaşıyoruz. 

Aynı zamanda Danışma Hattımızla, her ay ruh sağlığı uzmanlarıyla gerçekleştirdiğimiz toplantılarımızla, LGBTİ+ ailelerine yönelik yapmış olduğumuz yaz ve kış kamplarımızla, yayınlarımızla, söyleşilerimiz ve ulusal/uluslararası webinarlarla ailelerin hayatlarına ortak olarak, destek olmaya devam ediyoruz.  

LİSTAG olarak, tüm insanların cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve cinsiyet ifadelerinin tanınıp, değer verildiği ve saygı duyulduğu bir gelecek hayal ediyoruz. Bu doğrultuda, 15 yıldır dayanışmanın gücüne inandık, umut etmeye ve ettirmeye çalışıyoruz. 

Biliyoruz ki, aslında LİSTAG HAYAT KURTARIR!

‘’17 yıl sonra kızımın lezbiyen olduğunu öğrendim. Aynı anda, dünya insanın başına gerçekten yıkılıyormuş, onu öğrendim. Koskoca bir enkazın altında kalmıştım. Göz gözü görmüyordu. Nefes alamıyordum. Dünya durmuştu. Renkler solmuştu. Işık yoktu. Kızım kaybolmuştu. Çocuğumla yaşadığım sabit geçmişim yıkıntılar altındaydı. Geleceğe dair kurduğum hayaller yerle bir olmuştu.” *

Bu sözler bir LGBTİ+ ebeveynine ait. 

15 yıldır çocuklarının veya yakınlarının LGBTİ+ olduğunu öğrenip, bir nevi enkaz altında kaldığını hisseden ailelere ulaşmaya çalışıyoruz. LİSTAG olarak yolculuğumuza devam eder ve kendi tarihimizi yazarken, diğer yandan Türkiye’nin de tarihine tanıklık ediyoruz. Yaşanan her olayda ( Gezi direnişi, deprem ve sel felaketleri vb. )  LGBTİ+ ve insan haklarını savunmaya devam ediyoruz. 

Ülkece zorluklarla yüzleştiğimiz 2023 yılını da aynı destek ve dayanışma ile aşmayı umuyoruz.

LGBTİ+ların tam eşitliğe kavuştuğu bir geleceği birlikte inşa edip, kutlayacağımız günlere erişmek dileğiyle…

15. yılımız kutlu olsun! Dayanışma ve sevgi ile…

* Gökkuşağından Hikayeler kitabından alınmıştır. 

BABALAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

Ben bir baba değilim.
Anayım ben ana.
Kız olarak doğduğumdan beri, oyuncak bebeklerim elime verildiğinden, babamın prensesi olduğumdan, büyüyüp evlendiğimden, bazen de büyümeden evlendirildiğimden beri hep anne olmaya hazırladılar beni. Olamadımsa da eksik kaldığıma inandırdılar.
Peki ya erkekler. Onları da baba olmaya hazırladılar mı. Koruyan ve esirgeyen. İlla ki kollayan. Peki ya kimden. Keşke kendisinden. Babalık budur dediler. Olamadılarsa da benim gibi eksik kalmadılar. Buna inandırılmadılar. En fazla, soyları devam etsin diye kuma üstüne kuma ya da çocuk gelinler aldılar oğullarına.
Ama biliyor musunuz gerçek babalar da yaşıyor aramızda. Hiç bir şeye inandırılamamış. Önce insan olmayı başarmış babalar var. Yaşıyorlar. Çocuklarının sihirli dünyalarına adım atabilen, el gün için değil, çocuğu için, çocuğu ile birlikte yaşayan, onunla büyüyen erkekler var aramızda. Çocuğundan beslenen, hayatı çocuğuna öğretirken, bir yandan da birlikte yeniden öğrenen. Değişen. Dönüşen. Kuvvetlenen. Babalar var aramızda. Çocuğunun ruhuna, varoluşuna saygı duyan, sonra da bu ruhun sevgisi her nerede ve her kimde cisimleşiyorsa, ona da eyvallahı olan babalar var aramızda. Çocukları için kurdukları kendi hayallerinden vazgeçen babalar var, el alemi takmayan. Aramızdalar. Çocuğum kimi severse sevsin. Bana ne. Kime ne. Diyen babalar. Varlar. Aramızdalar.
Kimdir bu babalar.
Bu babalar LGBTİ+ çocuğu olan babalar. Gerçek babalar. Her türlü cinsiyet kimliğinin, ifadesinin ve cinsel yönelimin özgürce yaşanacağı bir gelecek için çocukları ile el ele yürüyen babalar. Çocuklarının tüm çocuklar gibi eşit haklara ve onurlara sahip olduğunu bilen babalar. Yere bakmayan, gökyüzüne bakan, gökkuşağına bakan babalar.
Çocuklarımızın babaları. Sevgili LGBTİ+ Babaları. Babalar Gününüz kutlu olsun. Bugüne özel hediyem şudur sizlere. Alın sloganımı benden. Taşıyın gururla.
‘’Lafı olan bana konuşsun. Babasıyım.’’

neşe

Özlem Gürses’in konuğu olduk

Benim Çocuğum Belgeselimizin yönetmeni Can Candan, LİSTAG koordinatörümüz H. Metehan Özkan ve LİSTAG annelerimizden Avukat Tülay Savaş, 28 Haziran 2021 tarihli Pride Özel yayınında Özlem Gürses’in konuğu oldu. Bizleri konuk ettiği ve sesimizi duyurma imkanı verdiği için kendisine (ve rejideki Fatih’e) teşekkür ederiz. Programı youtube üzerinde veya sayfamızda (👇) izleyebilirsiniz.

Ayşe Çavdar’ın yazısı “Çocuğunu seçmek”

“Çocuğum mu, el alem mi?” “Çocuğum mu, başkaları mı?” “Çocuğum mu, benim arzularım, özlemlerim mi?” “Çocuğum mu, benim sınırlarım, korkularım ve rahatım mı?”

Ayşe Çavdar – Gazete Duvar (28 Haziran 2021)

Ayşe Çavdar’dan aile, çocuk, lgbti, seçimler ve LİSTAG üzerine muhteşem bir yazı. Alttaki linke tıklayarak yazının tamamına ulaşabilirsiniz.

https://www.gazeteduvar.com.tr/cocugunu-secmek-makale-1526819