İstanbul Pride Basın Açıklaması

Basına ve Kamuoyuna

  1. LGBTİ+ Onur Yürüyüşü günü yaşananlara dair basın açıklamamız

22 Haziran Pazar günü 11. İstanbul Trans Onur Yürüyüşü ve sonrasında 29 Haziran Pazar günü 33. İstanbul Onur Haftası kapsamında “Yaşamda Israr” temasıyla 23. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşümüzü gerçekleştirdik. 29 Haziran Pazar günü şehri insansızlaştırmak için tüm kaynaklarını seferber eden devletin, içinde LGBTİ+ kelimesi bile geçmeyen sözde ve hukuksuz yasak kararı ile tamamı abluka altına alınmış bir İstanbul’a uyandık. Basın açıklamamızı gerçekleştirirken, yürüyüşte olan ve olmayan, basın ve avukatlarımız dahil toplam 53 kişi işkence ile gözaltına alındı. Gözaltı aracında, nezarethanede yani tüm gözaltı süreci boyunca arkadaşlarımız şimdiye dek hiç olmadığı kadar yoğun kadın düşmanlığına ve transfobiye maruz bırakıldı. Polisler gözaltına alınan trans kadın arkadaşlarımızdan birini, yeni meme ameliyatı olduğunu belirtmesine ve ters kelepçenin dikişlerine zarar vereceğini söylemesine rağmen ters kelepçeledi. Trans kadın arkadaşlarımız nezarethanede önce erkeklerle aynı hücrelere konuldu. Avukatlarımız duruma itiraz ederek kadınlarla birlikte tutulmasını talep etse de arkadaşlarımız erkeklerle aynı koridordaki hücrelere teker teker konularak tecrit edildi. Tecrit edilen trans kadınlar aynı koridorda farklı hücrelerde kalan diğer erkekler tarafından cinsel tacize maruz bırakıldı. Trans kadın arkadaşlarımızın da üst araması erkek polisler tarafından gerçekleştirildi. “Üst araması” adı altında yapılan bu muameleyi açıkça cinsel şiddet olarak tanımlıyoruz. Polis, trans kadınlara yönelik cinselleştirilmiş şiddetini yalnızca arama sırasında değil; nezarethaneden araca götürülürken ve gözaltı süresi boyunca da sürdürdü. Bazı Trans kadın arkadaşlarımızın kollarına erkek polisler girerek eşlik etti. Translara dönük bu nefreti, cinselleştirilmiş şiddeti kabul etmiyoruz.

Yürüyüşe olan saldırıdan sonra, gün boyu bölgeyi terörize eden polisler, arkadaşlarımızı saatler sonra çevrelerdeki kafelerden ve marketlerden gözaltına aldı. Arkadaşlarımızın gözaltı işlemleri, gözaltı gerekçesi olan 2911 sayılı kanunun gerektirdiği uygulamalar ile değil, polisin keyfi saldırısı ve kurumsallaşmış nefret ile gerçekleşti.

Yürüyüşte olmayan, yürüyüşten haberi bile olmayan insanlar da gözaltına alındı. Ayrıca, eylem noktasından kilometrelerce uzakta Fatih’te yemek yiyen arkadaşlarımızın üzerine sivil giyimli 20’ye yakın kişi çullandı, arkadaşlarımız zorla sivil araca bindirildi ve iki saate yakın bir süre onlardan haber alamadık. Beş kişinin beraber durmasının ‘toplanma ve yürüyüş’ olarak sayıldığının iddia edildiğini öğrendik. Fatih’te gözaltına alınan arkadaşlarımız, o gün gerçekleştirdiğimiz İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü üzerinden değil, önceki hafta gerçekleşen 11. Trans+ Onur Yürüyüşü üzerinden hazırlanan yakalama tutanağı ile gözaltına alındı. Arkadaşlarımız sebepsiz yere saatlerce tutulduktan sonra alıkonuldukları karakoldan serbest bırakıldılar. Daha sonra ise arkadaşlarımızın bindikleri araçlar saatlerce sivil araçlar tarafından takip edildi ve araçlarının fotoğrafları çekildi. Biliyoruz ki, arkadaşlarımızın fiziksel olarak takip edilmesi ve bu şekilde gözaltına alınması, onların devlet gözünde “tanınmış şahıslar” olarak değerlendirilip kriminalize edilmesinden ve devletin eylemin tekrarlanacağı korkusundan kaynaklanıyor.

Devlet, bir önceki hafta 22 Haziran Pazar günü gerçekleştirilen 11. İstanbul Trans+ Onur Yürüyüşünde de, fişlediği aktivistleri fiziksel polis takibi sonucunda yürüyüşten saatler önce evlerinin önünden gözaltına aldı. Arkadaşlarımız GBT bahanesiyle durdurulup sivil polislerce sivil araçlarla kaçırıldı. Daha sonra bu hukuksuz yakalamaya gerekçe olarak “kimlik fotoğrafı ile uyumsuzluk” gösterildi. Bir arkadaşımızın mahkeme izni olmadan telefonundaki mesajlar okundu. Yalan gerekçelerle gözaltına alınan arkadaşlarımız hakkında delilden sanığa değil, sanıktan delile giden hukuksuz bir yol izlendi. Ardından hukuksuzca arkadaşımızın telefonuna el konuldu. 5 arkadaşımız yurtdışı yasağı ve her hafta imza koşuluyla serbest bırakıldı. Devletin bu saldırılarla, düzmece gerekçelerle ve yasaklarla bizleri kriminalize ederek sindirmeye çalıştığını görüyoruz. Bu baskılarla, düzmece iddianamelerle bizleri sindiremeyeceklerini buradan bir kez daha söylüyoruz.

Dışarıdaki birçok arkadaşımız gün boyunca hem sivil araçlarla hem yaya olarak sivil polislerce taciz edildi. Yürüyüşe gelmeyen, evlerinde olan arkadaşlarımızın bile kapısına sivil polisler gönderildi. Devlet İstanbul’da yaşayan, önceden fişlediği her lubunyayı hukuka aykırı bir şekilde gözetim altına almaya çalıştı. Gazeteci arkadaşlarımız basın kartlarını göstermelerine rağmen işkenceyle gözaltına alındı. Gazetecilerin birçok elektronik eşyası da dahil olmak üzere bütün elektronik aletlerimize tutanak tutulmadan el konuldu. Gözaltındaki arkadaşlarımız ise neredeyse 12 saat boyunca avukatlarıyla görüştürülmedi, avukatlar ise arkadaşlarımızın çığlık seslerini duyarken, işkenceyi engellemek için emniyete girmek istediklerinde gözaltı tehdidi ile karşı karşıya kaldılar. Bazı avukatlar ise yürüyüşümüzü gerçekleştirdiğimiz alana yakın bir mekandan İstanbul Barosu aracına binmek için ayrıldıkları sırada gözaltına alındı. Avukatların emniyete girişini ve avukatlarımızın arkadaşlarımızla görüşmesini keyfi biçimde engelleyen devlet, çevik kuvvet polisleri ile avukatları gözaltına alma tehdidinde bulunarak; İstanbul Emniyet Müdürülüğü çevresini ve caddeyi insan giriş çıkışına kapattı. Gözaltında olan arkadaşlarımızla dayanışmaya gelenleri terörize etmek ve engellemek içinde mahalledeki dış aydınlatmaları kapattırdı. Vatan Emniyet’in koridorlarında ya da gözaltı araçlarında ışık kapalıyken yaptıkları işkencelerin görünmeyeceğini sananlar bilsinler ki işkenceci polislerinizi de bu emri verenleri de tanıyoruz, biliyoruz, ifşa ediyoruz.

Gözaltına alınan arkadaşlarımız tüm gözaltı süresi boyunca ters kelepçeli bekletildi, “üst araması” adı altında taciz edildi, hakaretlere maruz kaldı, nezarethanede onur kırıcı şekilde fotoğraf ve videoları çekildi. Saatlerce plastik kelepçeleri çıkarılmayan arkadaşlarımızın, tıbbi yardıma erişimi engellendi. Vatan Emniyet’ten Çağlayan Adliyesi’ne nakil sırasında ters kelepçeyi kabul etmedikleri için arkadaşlarımız sözde “emniyet müdürlüğü”nün içerisinde darp edildi, zorla ters kelepçe uygulandı. Maruz kaldığı şiddet sonucu atak geçiren kalp hastası arkadaşımıza ambulans çağırılmadı, ters kelepçesi itirazlar sonucu uzun süre sonra ancak çıkarıldı.

Çağlayan Adliyesi önünde, arkadaşlarımızı karşılamamıza bile tahammül edemeyen devlet aklı, önce Kağıthane için “Onur Haftası eylem yasağı” getirdi, slogan atarsanız gözaltına alacağız diye tehdit etti. Aynı akşam yasak kararına rağmen Taksim’deki cihatçı çetelere göz yuman kolluk kuvvetleri, adliye önünde arkadaşlarımızı karşılarken alkışlamamıza bile eylem yapıyorsunuz diyerek saldırmaya çalıştı ve bizleri ablukaya aldı. Birbirimize ulaşmamızı engellemeye çalışan polis, arkadaşlarımızı farklı kapılardan bırakarak yanlarına gitmemizi engellemeye ve saatlerce özgürlüğüne el koyduğu insanların hareketini kısıtlamaya çalıştı.

Tutuklamaya sevk edilen arkadaşlarımız dışındaki 50 kişi savcı tarafından ifadesi alınmadan ve hakim karşısına çıkarılmadan haklarında yurtdışı çıkış yasağı kararı verildi. Verilen bu kararların hukuksuzca özgürlüklerimizin kısıtlanması, mücadelemizin cezalandırılmaya çalışılması olduğunu biliyor ve adalet sisteminin baskı aracı olarak kullanılmasını teşhir ediyoruz.

Onur Yürüyüşleri tarihinde ilk kez üç arkadaşımız, tutuklama gerektirmeyen 2911 sayılı kanuna muhalefet gerekçesiyle tutuklandı. Yürüyüşe katılmaları gerekçe gösterilen arkadaşlarımız, değil yürüyüş sırasında yürüyüşü gerçekleştirdiğimiz mahallede bile değilken gözaltına alındılar. Tutuklanan arkadaşlarımızdan Hivda’ya ve Sinem’e hapishane girişinde çıplak arama dayatıldı. En son aldığımız bilgiye göre arkadaşlarımız çıplak aramayı reddettikleri için tek kişiye göre havalandırmasız biçimde tasarlanmış hücrede birlikte tutuluyorlar ve siyasi tutsakların koğuşuna alınmıyorlar. Arkadaşlarımızın maruz kaldığı şiddeti kabul etmiyoruz, çıplak aramanın cinsel şiddet olduğunu söylemekten vazgeçmiyoruz.

Tutuklanan arkadaşlarımızın özellikle seçildiğini biliyoruz. Devletin toplumsal muhalefete ve dayanışmaya gözdağı verme çabasını görüyoruz. Doğan’ı, Hivda’yı, Sinem’i sokaklardan, verdikleri mücadelelerden vazgeçmeyişlerinden, Suruç’tan, gençlik eylemlerinden tanıyoruz. Devlet tarafından tutuklanan arkadaşlarımız yıllardır mücadele ettikleri, nefret politikalarına karşı sokaklarda oldukları için “devlet tarafından fişlenen” arkadaşlarımız. Hukuki bir gerekçesi olmayan bu kararın politik gerekçelerini çok iyi anlıyoruz. LGBTİ+ hareket toplumsal muhalefetin doğrudan bir parçasıdır, bizlerin toplumsal muhalefetle bağını hukuksuz saldırılarınızla zedeleyemezsiniz. Ne SDGF ne SODAP ne de bu topraklarda mücadele eden kimse yalnız değildir, mücadelemiz ortaktır. Tutuklanan arkadaşlarımızı yalnız bırakmayacağız. Tüm süreçlerin takipçisi olacağız.

LGBTİ+’larla dayanışan, sistematik nefrete karşı dayanışma gösteren tüm kurumlara teşekkür ediyoruz.

Tüm bunların bilinçli bir yok etme ve imha politikasının parçası olduğunu biliyoruz. Kaç kişiyi gözaltına alabildikleri, onlara ne kadar işkence edebildikleri, kaçını ne kadar baskıladıkları üzerinden bizi yıldırabileceklerini düşünenler yanılıyorlar. LGBTİ+ nefretiyle örülen genel ahlak ve polis ablukasının, örgütlü mücadelemizle karşısındayız. Buradayız, birbirimize sarılıyoruz. Dayanışmadan ve mücadelemizden güç alıyoruz.

Nasıl ki pazar günü bizi yürütmemek için yaptıkları saldırıların ardından arkadaşlarımız için Çağlayan Adliyesi önünde ablukaya alamadıkları bir kalabalığa dönüştüysek, bu sene de yapılanlardan sonra da kitleselleşen bir tepkinin parçası olacağız. Eşit, özgür, adil bir dünyada ısrarcıyız. Yaşamda ısrar ediyoruz ve tüm toplumsal muhalefetle birlikte aile ve nefret yılına karşı bu yılı Onur Yılı ilan ediyoruz. Sistematik, örgütlü, patriyarkal şiddetiniz karşısında bir kişi bile eksilmeyeceğiz. Birbirimizi geride bırakmayacağız.

Patronsuz, pezevenksiz, sömürüsüz, cinsiyetsiz, eşit ve özgür bir yaşam için hep beraber mücadele edeceğiz.

İmzacı Kurumlar

Yıldız Teknik Üniversitesi Kuir Kulübü, Kuir Yıldız

23. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü Komitesi

33. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi

11. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü Komitesi

11. İstanbul Trans+ Onur Yürüyüşü Komitesi

11. İstanbul Trans+ Onur Haftası Komitesi

11. Antalya Onur Haftası

13. İzmir LGBTİ+ Onur Haftası

17 Mayıs Derneği

20 Kasım Nefret Suçlarıyla Mücadele Derneği

5. Eskişehir LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi

Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği

Ankara Pride

Antalya Vegan Platformu

Aralık Feminist Kolektif

Barış İçin Toplumsal Çalışmalar Derneği – BATOÇA

Bilgi Üniversitesi Gökkuşağı Kulübü, Bilgi Rainbow

BiZ LGBTİ+ İnisiyatifi

Boğaziçi Üniversitesi LGBTİA+ Çalışmaları Kulübü, BÜLGBTi

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği

DEM Parti Kadıköy İlçe Örgütü

Demir Leblebi

Direnişin Renkleri

Ezilenlerin Sosyalist Partisi

Galatasaray Üniversitesi LGBTİ+ ve Kuir Çalışmaları Kulübü, LionKuir

Genç LGBTİ+ Derneği

Gençlik Komiteleri

Haliç Üniversitesi LGBTİ+, Haliç LGBTİ+

Halkevci Kadınlar

Halkevleri LGBTİ+ Komisyonu

Havle Kadın Derneği

Hevi LGBTİ+ Derneği

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi

İnsan Hakları LGBTİ+ Hakları Komisyonu

İÜC Eşitlik LGBTİ+ Topluluğu, QueerDeer

Kadir Has Üniversitesi Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Kulübü, Khas Plus

Kadın Savunması

Kadınlar Birlikte Güçlü

Kaos GL Derneği

KESK İstanbul Kadın Meclisi

Kırkyama Kadın Dayanışması

Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği

Koç Üniversitesi Kuir Kulübü, KocKuir

Lambdaistanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği

Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks + Aileleri ve Yakınları Derneği

Marmara Üniversitesi LGBTIQAA+ Dayanışma Ağı, Kuirmarmara

Mersin 7 Renk LGBTİ+ Dayanışma Derneği

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi LGBTIQA+ Topluluğu, Kuir Baykuş

Muamma LGBTİ+ Eğitim Araştırma ve Dayanışma Derneği

Öğrenci İnisiyatifi

Otonom İşçi Birlikleri

Özgür Genç Kadın

Özgür Kanatlar Antalya

Özgür Renkler Derneği

Özgür Üniversite Hareketi

Partizan

Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği

Queer Olympix

Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği

Sosyalist Dayanışma Platformu – SODAP

Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu

Sosyalist Kadın Hareketi

Sosyalistler Partisi – SOLDEP

Türk Alman Üniversitesi LGBTIQ+ Dayanışma Topluluğu, TAÜ Queer

UKaLA İstanbul

ÜniKuir Derneği

Yaşatacağız Platformu

Yeni Demokrat Gençlik

Yeni Demokrat Kadın

LİSTAG Aileleri Kampta!

4-7 Ekim tarihinde beşincisini  gerçekleştirdiğimiz, LİSTAG 2024 Sonbahar Kampı, farklı şehirlerden gelen LGBTİ+ aileleri ve yakınları olarak, kalpten kalbe bağlandığımız, duyguların, deneyimlerin ve umutların paylaşıldığı unutulmaz bir buluşma oldu. Birlikte geçirdiğimiz dört gün boyunca, hayatın farklı alanlarında karşılaştığımız zorluklara karşı güçlenmek, birbirimizden destek almak ve her birimizin hikayesinin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlamak için bir aradaydık.

Kalpten Kalbe Bağlanan Duygular ve Deneyimler

Kampın ilk gününden itibaren açılış çemberinde başlayan bu yolculuk, sadece konuşmalar ve atölyelerle sınırlı kalmadı. Her paylaşılan an, her içten sohbet, hepimizi bir adım daha birbirimize yaklaştırdı. Yapılan atölyeler sayesinde, sadece birbirimizle değil, kendi iç dünyamızla da buluşma fırsatı yakaladık. Kendi hikayelerimizi keşfederek, bu hikayeleri nasıl yazmamız gerektiğini öğrendik. Her birimizin kendine özgü sesi, bu kampta daha güçlü bir yankı buldu.

İletişim, kapsayıcılık, çeşitlilik ve örgütlenme üzerine yapılan çalışmalarda, hepimizin içindeki gücü ve dayanışmanın ne kadar dönüştürücü olduğunu bir kez daha gördük. Ritmi bulduğumuz anlarda ve hikayelerimizi anlattığımız çemberlerde, hepimiz kendi sesimizin ve varlığımızın değerini hissettik. Birlikte yoga yaparak hem zihnimizi hem bedenimizi dinlendirdiğimiz, çemberlerde birbirimizin deneyimlerinden güç alarak daha da bilgilendiğimiz anlar, kampta kurduğumuz bağları derinleştirdi.

Bu kamp, bireysel yolculuklarımızın ötesinde, kolektif gücümüz için de önemli bir fırsat oldu. Kasım ayında meclise yapacağımız ziyaret öncesinde, aileler olarak duygu ve düşüncelerimizi, karşılaştığımız zorluklara getirdiğimiz çözüm önerilerini topladık. Eğitimden sağlığa, hukuki haklardan güvenliğe kadar birçok başlıkta dile getirdiğimiz bu öneriler, mecliste ses bulacak. Hep birlikte oluşturduğumuz bu bildiriyi, çözüm arayışlarımızı ve taleplerimizi meclise sunmak üzere hazırladık.

Yaratıcı Atölyeler ve Eğlenceli Anlar

Güneşin sıcaklığını hissettiğimiz bu güzel sonbahar günlerinde, yaratıcı atölyelerimizde hepimizin hayal gücü özgürce aktı. Herkesin farklı renklerini ve seslerini ortaya koyduğu anlar, kampımızın en keyifli zamanlarıydı. Akşam yemeğinden sonra hep birlikte bir araya geldiğimiz anlar, dostluklarımızı pekiştirdi ve aramızdaki bağları daha da güçlendirdi. Kalpten kalbe köprülerin kurulduğu, her birimizin hikayesinin ve sesinin eşit derecede önemli olduğu bu kampta, dayanışmanın ne kadar kıymetli olduğunu her an yaşadık.

Bu süreçte yanımızda olan, bizlere rehberlik eden ve emek veren tüm atölye yürütücülerimize gönülden teşekkür ediyoruz. Yaptıkları katkılar, kampın ruhunu zenginleştirdi ve hepimizi daha da güçlendirdi. 

Bu yıl beşincisini gerçekleştirdiğimiz kampta, ailelerin sadece çocukları ile değil, aynı zamanda kendileriyle de barışmış ve daha da güçlenmiş  olduklarını gördük. Bir arada olmanın bizleri nasıl güçlendirdiğini görmek, beş yıldır tekrarladığımız ve ailelerin yoğun bir paylaşım içinde bulunduğu bu kampların pozitif etkisini, ailelerin  başlangıçtaki kaygılarının yerini olumlu ve yapıcı duyguların aldığını gözlemlemek umudumuzu tazeledi.

Ailelerin içten katılımı, paylaşımları ve birbirimize verdiğimiz destek, kampı çok daha anlamlı ve unutulmaz kıldı.

Geleceğe Umutla Bakıyoruz

Son gün, kapanış çemberinde herkesin yüzünde bir gülümseme, içinde bir umut vardı. Bu kamp sadece geçmişe değil, geleceğe dair de bir yolculuktu. Birlikte geçirdiğimiz bu süre boyunca, hem bireysel hem kolektif olarak ne kadar güçlü olduğumuzu ve bir arada olduğumuzda her şeyin daha kolay aşılabileceğini gördük.

Bundan sonraki buluşmalarımızda da bu sıcaklığı ve dayanışmayı sürdürmek için sabırsızlanıyoruz. LİSTAG ailesi olarak, bu güçlü bağı daha da pekiştireceğimiz, birbirimize umut ve cesaret vereceğimiz yeni kamplarda buluşmak dileğiyle!

15. Yılında LİSTAG ve Türkiye’de LGBTİ+ Aile Örgütlenmeleri

23 Haziran 2023 tarihinde gerçekleşen ve Türkiye’de LGBTİ+ aile örgütlenmesinin önemli bir temsilcisi olan LİSTAG’ın 15. yılını kutladığı sempozyumda LİSTAG’ın kuruluşundan bugüne kadar olan yolculuğu, LGBTİ+ çocukların ailelerine verdiği destek ve toplumsal eşitlik için yaptığı çalışmalar detaylı olarak ele alındı. Hollanda Konsolosluğu’nun ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikte, LİSTAG’ın kurucuları ve gönüllüleri, yaşadıkları zorlukları ve elde ettikleri başarıları paylaştı. 15. yılında LİSTAG, toplumda kabul ve eşitlik mücadelesine devam ederken, dayanışmanın ve ailenin önemini vurgulamaya devam ediyor. Bu anlamlı gün, geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor.

Panel içeriğine ekteki dosyadan ulaşabilirsiniz.

Dayanışma Yemeği: Esmeray ve Yönetmen Can Candan’laydık

1 Nisan Gecesi gerçekleştirdiğimiz Dayanışma Yemeği’nde TİP vekil adayı trans aktivist Esmeray ve Benim Çocuğum belgeselinin yönetmeni Can Candan’la bir araya gelerek özlem giderdik.

Yemekli toplantımızdan bir fotoğraf. Belgeselimizin yönetmeni Can Candan ve TİP vekil adayı trans aktivist Esmeray ile birlikte.

Geçtiğimiz gece (1 Nisan 2023), uzun bir aradan sonra bir dayanışma yemeği düzenledik. Bu geceyi çok özel kılan şeyler vardı. Hem ailelerimiz hem de çok değerli konuklarımızla bir araya geldik. TİP vekil adayı ve trans aktivist Esmeray, bizimle birlikteydi ve çok değerli bilgiler paylaştı. Benim Çocuğum belgeselimizin yönetmeni Can Candan da bu özel gecede bizlerle birlikteydi ve bizi çok mutlu etti.

Gece, yemeklerimiz ve sohbetlerimiz kadar önemli konuklarımızla da kalbimizden geçenleri, açık yüreklilikle paylaştık. Ailelerimizin yanı sıra, toplantıya katılan herkesin desteği ve katkısı büyük önem taşıyor. Bu dayanışma yemeği de öncekiler gibi bizim için çok özel ve unutulmazdı.

LİSTAG olarak, ailelerimizin yanı sıra, LGBTİ+ bireylerin haklarına ve mücadelesine de destek vermeyi amaçlıyoruz. Bu amaç doğrultusunda, yemekli toplantılarımız gibi birçok etkinlik düzenliyor ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu mücadelemizde, toplumun her kesiminden insanların desteğine ihtiyacımız var.

Bu tür dayanışma yemeği gibi toplantılar, bu mücadeleye katkıda bulunmak adına çok önemli. Bu amaçla bizler, LGBTİ+ çocukları ya da yakınları olan aileler olarak biraraya geliyoruz. Bizler birbirimize destek oluyoruz ve dayanışmada bulunuyoruz. LİSTAG olarak da herkesi bu mücadelede yanımızda olmaya, destek vermeye ve farkındalık yaratmaya davet ediyoruz.